ala kurdistan
Ey Reqîb

ABD’nin Kararı Ne Anlama Geliyor?- Nurettin Yıldırım

ABD yönetiminin PKK’nın üst düzey üç yöneticisi Cemil Bayık, Murat Karayılan ve Duran Kalkan’ın yerini ihbar edenlere 12 milyon dolar ödül vaat etmesi entresan bir vaka olarak anlaşılmazlarıyla birlikte gündeme oturdu.

Türkiye’nin Doğu Fırat’ın bazı bölgelerini hedef alan saldırılar ve buna mukabil olarak sınır boylarından YPG-ABD birliklerinden oluşan ortak devriye faaliyetinin hemen arkasından Amerika’dan para ödülü kararının gündeme düşmesi kime neye nasıl bir mesaj verilmek istendiği çok yönlü bilinmezlikleriyle birlikte değerlendirme konusu yapılmıştır.

Hani Süriye’ de beraber çalıştığı bir gücün bazı bölümlerini kabul, bazı bölümlerini kabul edilemez olarak görülmesi, kendi içinde tutarsızlıklar barındırması nedeniyle ABD’nin bu tutumu doğal olarak kafalarda soru işaretlerini çoğaltmıştır.

Ayrıca “Ortada fol yok yumurta yok, bu da nerden çıktı. Ne alaka” gibisinden hatta “komik, saçma, anlamsız bir karar” yada “sürpriz” gibi envayi türlü anlamlar içeren kaygılar, kuşkular, vs. Tanımlar eksik olmuyor.

Bu durum öncelikle Süriye deki gelişmelerle ve küresel güçlerin bölgedeki güç dengeleri , kapışma ve rekabetleriyle bağlantılıdır. Bundan dolayı küresel güçler arasında bölgedeki güç aktörleri üzerinden sürekli bir açık artırma pazarlıklarıyla çözüm yerine çözümsüzlük üretilmektedir.

Bu çözümsüzlüğün en önemli parçası haline gelen güçlerin başında ABD Rusya çekişmesi ve kürd karşıtı Türkiye, İran cephesidir.

Ekim başlarında Tahran’da yapılan İran, Rusya, Türkiye üçlü zirvesinde Türkiye’nin itirazlarına rağmen İdlib’ e operasyon kararı vardı. Karar gereği rejim güçleri ile berlikte Rusya- İran ortak operasyon içinde olacaklardı.

Operasyon oldu olacak derken tam da bu evrede göç ve mülteci krizi, kimyasal silah kullanım tehlikesi gibi gerekçelerle Avrupa ve ABD ‘den “olmaz” itirazları gelmişti. Bu ihtirazlar Türkiye ve Erdoğan’ın imdadına yetişen kurtarıcı can simidi olmuştu adeta. AB’nin ve ABD’ nin bu yaklaşımları Erdoğan’nı yeniden ABD ve AB’ ye yönelmeye, yöneltmeye yetmişti.

Batı ve ABD’nin bu baskısı Putin üzerinde caydırıcı olmuştu ki, Rusya, İdlib operasyon yapmaktan vazgeçmişti. Tam bu noktada Putin, ABD’ ye müspet olsun diye Soçi ’de Erdoğan’la yeniden buluşarak onun Tahran zirvesinde dile getirdiği istek ve önerilerine Soçi’ deki ikili görüşmede onay vererek yeniden Erdoğan’ kendisine bağlamayı sürdürmüştür.

Rusya bu girişimle ABD’yi yeniden sıkıntıya sokmuştur. Türkiye devletinin elini rahatlatarak ona zaman kazandırmış ve alanda yeni bir hamle yapmasına olanak sunmuştur. Putin bu vesileyle Erdoğan’ı güdümünde tutmak adına, ona Efrin ’işkaline benzer “doldur boşalt” gibisinden bir işkal ve müdahaleyi Fırat’ın doğusunda da yapabileceğinin teşvikinde bulunmuştur. En yetkili ağızlardan bu yönde dolaylı yada açık yapılan bir çok tahrik eden açıklamalar basına düşmüştür.

İşte bu son bilinen Fırat’ın doğusuna ve Rojava’ya yönelik saldırı ve hazırlıklar bu bağlamda ortaya çıkmıştır.

Türkiye Rusya ilişkileri bu düzlemde inişli, çıkışlı bir minvalde yol alırken, benzer bir durum dengesi son süreçlerde ABD ile de yaşanmaya başlamıştır.

Bilhassa İdlib konusunda caydırıcı güç haline gelen ABD Türkiye’ yi yeniden kendine doğru çekmede bir mesafe almış gibi. O tarihten itibaren Türkiye ile aralarında süregelen gerginliklerde gözle görülür

bir düşüş ortaya çıkmıştır. Bir dizi temas ve ilişkiler ardından Rahip Andrew Brunson’ un serbest bırakılması sonrasından karşılıklı tavizler eşliğinde buzlar daha da eridi ve karşılıklı yaptırımların kaldırılması ile karşılıklı yumuşama belirtileri daha belirgin hale geldi.

Bu yakınlaşmalar pek tabi olarak kendi içinde bazı kirli pazarlıkların eseri olarak ortaya çıktığını, söylemeye bile gerek yok.

Bu süreç, ABD’nin Süriye boyutundan Irak sahasına oradan İran’a yaptırım ve kuşatmalar dahil genel anlamda bölgenin tümünde önceliklerine göre geliştirilmek istediği stratejisine uygun icra edilen kimi taktik uygulamalar olarak da okunabilir. Bu bağlamda ABD Türkiye dahil, bölgedeki diğer bazı güç ve aktörlerle inişli, çıkışlı ilişki durumunu gözden geçirip yeniden mevzilendirme ihtiyacını hissetmesi, kimse için sürpriz olmamıştır.

Çünkü devletler için esas olan çıkarlardır. İçinde etik değerler, ölçüler, kurallar yoktur. Dost düşman tanımı veya yakınlık, uzaklık ilişkileri bu çıkarlara göre belirlenir. Haklı, haksız, kim kimdir, nedir, ne suçlar işlemiş hiç önemi olmaz. Bunların hepsi çıkar ilişkileri karşısında bir anlamı kalmaz. Dolaysıyla haklı haksız kavramları bu iniş ve çıkışlarda ya önemsenir ve görünürdür, yada önemsenmez görünmezdir.

ABD’ nin PKK ile YPG ayrıştırması gibi zoraki teoriler üzerinden yaptığı izahatlar bu konuda fazla söze gerek bıraktırmayacak kadar açıktır. ABD, ’nin bunlardan birini dost birini düşman kategorisinde değerlendirmesi esasta ne yapmak istediği bütün niyetleriyle birlikte, ortalıkta nelerin dönmekte olduğunu çok daha yalın bir şekilde anlaşılır kılıyor. Her şey sahadaki günlük akışa göre değişmektedir. Öyleki günü güne uymayan gelişmer ve değerlendirmeler var. Alıp vermeler ve rollerin sürekli değişmesi sözkonusu. Güç dengelerinin ilişkilerinin yeniden tanımlanması karşılıklı çıkarlar denklemi içinde gidip geliyor. Nerede duracağı kestirilemiyor. Türk devletinin Menbiç ’ten başlayarak Rojava’ ya yönelik saldırı ve tehditleri ve ABD’yi bir ikilemle karşı karşıya bırakan ve aynı zamanda onu seçim yapmaya zorlayan yaklaşımları bu bağlamda ortaya çıkan bir durumdur.

ABD ise, Türk saldırısına ilk tepkisi sınır devriyesi ve ödül kararı olmuştur. ABD bu devriye ve ödül kararıyla Türkiye’nin bu zorlayıcı lığı karşısında aslında kendi niyetlerini daha açık ifade etme gereğini duymuştur.

Bu demektir ki, devriye ve bu ödül kararı ile Türkiye’nin nerede nasıl haraket edeceğinin sınırlarını da böylelikle ona göstermiş oluyor. Kürd ve Türk çatışma ve karşıtlığın denklemi içinde mevcut olan gel gitlerine göre yeni bir durum ve konumla birlikte daha belirgin bir şekilde daha yüksek sesten bu niyetini göstermiştir.

Birincisi, bu kararla Türkiye devletine bir destek beyanı sunulmuştur. Türk devletinin kendi egemenlik sahasında yanı Rojava dışındaki alanda PKK ile mücadelesine destek anlamındadır. Onun her türlü girişimine, şu bu demeden göz yumulacağı, destekleneceği, yanında olunacağı yönünde güven tazelenmesini içeren bir mesajdır.

İkincisi, ABD Süriye’de kalıcı olduğunu daha kesin bir şekilde kararlılığıyla birlikte, sahada bundan sonrada ilişkilerini PYD, YPG ile devam edeceğinin ve sürdüreceğinin mesajını vermiştir. “YPG’yi PKK’dan ayırıyoruz “ demesiyle daha önceleri muğlak olan bu durumu bu şekilde daha açık bir hale büründürmüş oluyor.

Her iki konumda da anlaşılacağı üzere ABD burada yeni bir durumu ifade etmek istemiştir

Her ne amaç ve niyetle olursa olsun ABD, PKK’nin üç yöneticisine yönelik başına koyduğu "para ödülü" kararın hiç bir hukuki yönü yoktur. Bu karar kendi içinde her türden zorbalığı barındıran bir karardır.

Cemil Bayık, Murat Karayılan ve Duran Kalkan şahsına yönelik alınan bu karar aynı zamanda bütün Kürdlere ve ulusal değerlerine yönelik alınmış aşağlayıcı bir karardır.

Bu karar, PKK nin tutumuyla yada duruşuyla alakalı alınmış bir karar değildir. Bu bağlam içinde tanımlamak doğru değildir.

Bu tamamıyla ABD’nin kendi tüccar mantığı içinde Türk devletiyle girdiği kirli pazarlıklarının bir karşılığı olarak birilerini harcamanın, harç etmenin bir ürünüdür.

Kendi çıkarları uğruna birilerini memnun etmek adına almış olunan bu kararın hiç bir geçerli yanı ve değeri olmayacaktır. Bu karar siyasidir ve semboliktir. Bu kararda ısrar halinde insanlığın ve Kürd halkının vicdanında açtığı ve açacağı yaralar beklenenin ötesinde sonuçları olacaktır. Bu nedenle ABD yönetiminin almış olduğu bu karar, Kürd halkı nazarında hiç bir değeri ve karşılığı yoktur. Ve daha ilk günden itibaren sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Kararın, Kürd halkının ulusal değerlerine yapılmış bir saldırı olduğu çok açıktır
Nurettin Yıldırım

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News