ala kurdistan
Ey Reqîb

AKP-MHP Ortaklığında ‘İki Parti Rejimi’ İçin Sorulmayan Soru:Ya Seçim Barajı-Yavuz Baydar

Faşizmi yaşıyoruz...'

CHP Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, rejimin adını koymuş.

Kanlı darbe girişimini buldozer gibi dört başı mamur bir karşı-darbenin izlediği, dört ay gibi kocaman bir zaman dilimi ardından ana muhalefet partisinin hakikati idrak etmesi de bir şey sayılır.

Şöyle diyor Böke, Cumhuriyet'ten Kemal Göktaş'a verdiği mülakatta:

'Hakikaten bugün de kitaplarda yazıldığı, tarif edildiği şekliyle faşizmi yaşıyoruz. Bunu böyle tespit ettiğimiz zaman, çaresinin de demokrasi, yeni inşa edilecek biçimde demokrasiyi koruyup kollamak olduğunu söylemiş oluyoruz. Türkiye'de yeniden bir demokrasi inşa etmek gerekecek. O demokrasinin temeli mutlaka TBMM olacak. Dolayısıyla Meclis’te bir mücadele yürütmenin kendi başına burada hala çok önemli bir kıymeti var. Çünkü yeniden demokratik bir inşa olacaksa, üzerine inşa edilecek bir temelin varlığı çok önemli olacak.'

'Reis ne ederse doğru eder', 'Ölümse ölüm, kıyımsa kıyım, idamsa idam, hapisse hapis, savaşsa savaş' diye zihnini kilitlemiş koyu bir kitleyi arkasına, almış, yetmediği gibi yanına fikren yakın akraba bir - Erdoğan'ın deyişiyle - 'yavru muhalefet' tabanını da eklemiş bir 'kapalı rejim' yürüyüşüne 'faşizm' tespiti yapmak tamam da, bu dev dalgaya karşı TBMM'nin hala nasıl bir 'temel' oluşturacağı konusu bir hayli açıklamaya muhtaç.

Çünkü durum o zeminin de bu dalganın eline geçtiğini, ve işler böyle giderse bambaşka bir zemine dönüşeceğini gösteriyor.

Başkanlık sistemine geçiş için AKP ve MHP arasında sağlanan 'negatif uyum!, bunun habercisi.

Nasıl?

Anayasa gibi, toplumun farklı kesimlerinin asgari mutabakatını sağlaması gereken bir toplum sözleşmesi, sadece iki parti ile sınırlı, diğer iki partiyi devre dışı bırakıp onları figüran, seyirci haline getiren bir hamleyle deforme edilecek.

Gidişat bu.

Haberi okuyalım:

'Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında geçen hafta yapılan görüşme, başkanlık sistemini öngören anayasa değişikliğini yeni bir boyuta taşıdı. MHP lideri Bahçeli, iki parti arasında bir komisyon kurularak anayasa paketi hazırlanmasına olumlu baktı.

Görüşmede iki partinin temsilcilerinin yer alacağı bir komisyon kurularak çalışma yapması yönünde karar alındı. Komisyonda partilerden kaç kişinin olacağı ve nasıl bir çalışma yönteminin izleneceğinin bu hafta netleşmesi bekleniyor.

Partilerin temsilcilerinin belirlenmesinin ardından toplanacak komisyonun ne kadar süre çalışacağı ilk toplantıda belirlenecek.

Yıldırım’ın, bu hafta AKP’nin hazırladığı anayasa değişikliği önerisini MHP’ye sunması bekleniyor. Komisyonun yapacağı çalışma sonucunda iki parti arasında metin üzerinde bir uzlaşma sağlanabilirse anayasa değişikliği önerisinin ortak imzayla TBMM’ye sunulabileceği de belirtiliyor.

Tek Meclis ve üniter yapı üzerine kurulan başkanlık önerisinde, başkanlık ve parlamento seçimlerinin aynı anda yapılması, başkanın kabineyi dışarıdan ataması, kararname çıkarma, yargı organlarına üye ataması gibi geniş yetkileri bulunuyor.

MHP’nin sadece başkanlık sisteminin işleyişine yönelik dar bir paket istediği kaydedeliyor. AKP’de de ağırlıklı görüş, Meclis’teki görüşmelerin uzun sürecek olması nedeniyle 30-35 maddelik yalnızca başkanlık sistemiyle ilgili paketin getirilmesi yönünde. Ancak hem paketin içeriği hem kapsamı hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’un konumu ile ilk başkanlık seçiminin ne zaman yapılacağına ilişkin hükümler iki partiden oluşacak komisyonda netleşecek.'

 

Bunun adı, Türkiye'nin yönetim biçimini çığrından çıkaracak, zaten altüst olmuş bulunan sosyal dengeleri yerle bir edecek, mevcut kutuplaşmayı iç savaşa kadar sürükleyebilecek bir 'emrivaki'dir.

İki parti, Türkiye'nin kırılgan dokusuna meydan okurcasına, ortak bir 'selden odun kapma' hareketi için gaza basmış vaziyette.

Anayasa Komisyonu, HDP'ye karşı başlatılan 'kriminalizasyon' işlemleri ile zaten dağıtılmış oluyordu.

Buna şimdi CHP de eklendi.

'Yenikapı Ruhu’nun sahte boyaları her yere saçıldı.

Tarih boyunca ucu hep felakete açılmış olan bir 'anayasacılık oyunu' Türkiye'de, üstelik de en kaba haliyle oynanıyor şimdi.

İki parti komisyon kurup, en az 35 maddeyi değiştirerek, Türkiye'yi huzur ve sükunete erdirecek bir projenin boş hayalleri ile işleri daha da beter hale getirecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın.

Medyanın ve yargının bitirildiği bir yerde, referandum veya değil, çıksa çıksa sadece baskı rejimini meşrulaştıracak bir sözde 'anayasa' çıkar.

Demokrasinin d'si dahi çıkmaz.

Böke'nin 'faşizm' tespiti doğru da, 'zemin TBMM'dir' tespiti işte bu yüzden kuşku kaldırır. Çünkü attığı her adımla Erdoğan, Meclis'i muhalefetin etkin varlık sürdüreceği bir platform olmaktan çıkarıp, sokağa itmekte; her türlü baskı aracı da elinde olduğu için, son hesaplaşmanın sokakta olacağının adeta işaretini vermektedir.

Bütün bu kör uçuş esnasında, henüz konuşulmayan bir konu var:

Hedef başkanlık rejimi olduğuna göre, seçim barajı ne olacak?

Başkanlık sistemlerinin 'olmazsa olmaz'ını çok düşük seçim barajları oluşturmakta olduğu bilinen bir gerçek.

HDP'yi yaka paça Meclis'ten hapse gönderen AKP ile onu can-ı gönülden destekleyen MHP, yüzde 10'luk seçim barajını ne yapacak acaba?

Aynı mı kalacak?

'Aman Kürt partisi girmesin' diye daha mı yukarı çekilecek?

Zor sorular.

Görülen o ki, çok daha ağır sorunlar bekliyor bizi.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News