ala kurdistan
Ey Reqîb

'Erdoğan, Kaşıkçı Cinayetinde Suudi Arabistan Yönetimiyle Anlaştı mı

Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın cesedinin nerede olduğu araştırılırken Türkiye, Suudi Arabistan ve ABD arasında da diplomasi trafiği yaşanıyor.

Son olarak CIA Direktörü Gina Haspel Türkiye'de temaslarda bulundu. TRT'de yer alan habere göre Haspel, temaslarının ardından Kaşıkçı cinayetine ilişkin olarak ABD Başkanı Donald Trump'ı bilgilendirdi.

Amerikanın Sesi sitesinde yer alan haberde ise Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Kaşıkçı cinayetinin Ankara-Riyad-Washington hattındaki etkileri üzerine düzenlenen panelde ele alınan konular aktarılıyor.

Habere göre panelde, "Kaşıkçı cinayeti sonrasında Riyad ve Ankara orta yol mu buldu? CIA Direktörü Gina Haspel’ın Türkiye temaslarıyla eş zamanlı olarak Türkiye-Suudi Arabistan- Amerika ekseninde tansiyon düşüyor mu?" sorularına yanıt arandı.

Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası, Türkiye uluslararası basına sızdırdığı bilgilerle Suudiler üzerindeki baskıyı arttırdı. Suudi yetkililer de cinayeti aşama aşama doğrulama ve en sonunda da cinayetin planlı olduğunu doğrulama noktasına geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm gerçekleri açıklayacağını söylediği konuşmasında Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın adını telaffuz etmedi, ses kaydını da gündeme getirmedi.

Muhammed Bin Selman da olayla ilgili yaptığı ilk açıklamada sıcak mesajlar verdi. SETA’nın düzenlediği panele katılan Arap Körfez Ülkeleri Enstitüsü uzmanlarından Hussein Ibish’e göre bütün bu sinyaller tarafların ortak zeminde buluştuğuna işaret ediyor.

Haberde, panele katılan konuşmacılardan Hussein Ibish, şunları söylüyor:

"Taraflar arasında bir anlaşmanın sağlandığına dair bolca işaret görüyoruz. Ne gibi bir anlaşma olduğunu bilemiyorum ama kim ne vermiş, kim ne almış sonra anlaşılır. Türkiye’nin amaçlarına ulaşmak için uyguladığı kamu diplomasisi şaşırtıcıydı. Suudi Arabistan’la gemileri yakmayacak şekilde baskı uygulama yoluna gitti. Onu düşmana çevirmeden bölgesel bir rakibin elini zayıflattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan yapacağı konuşmada tüm gerçekleri açıklayacağını söylemişti. Sert konuşma yaptı ama Muhammed Bin Selman’ın adını bile telaffuz etmedi. Böylece Türkiye’nin Veliaht Prens’i sorumlu tutmakta ısrarcı olmayacağı mesajı verilmiş oldu. Ses kaydından da söz etmedi. Muhammed Bin Selman da uzlaşmacı bir ton kullandı. Suudi Arabistan’ın başında Kral Selman, Türkiye’de de Erdoğan varken iki ülke arasında bir uçurumun olmayacağı mesajını verdi. Bütün bunlar tarafların bir uzlaşıya vardığının göstergesi.”

"Başkan Trump, Kaşıkçı cinayeti sonrası topu Kongre’ye atmıştı. Kongre, Suudi Arabistan’la savunma alanındaki işbirliğini etkileyecek bir adım atabilir mi?" sorusuna Uabai Shahbandar'ın yanıtı ise şöyle:

"Trump silah anlaşmaları için diyor ki bizden almazlarsa Rusya ve Çin’den alabilirler. Evet alabilirler, ama alacakları silahlar kendi sistemleriyle uyumlu olmaz. Taraflar bu konuda birbirine bağımlı. Trump yönetimi İran’ı dengeleme çabalarına atıfta bulunuyor. Bu durumda Suudi Arabistan’a açık çek mi verilecek? Hayır. Kongre belki geçici olarak silah satışını askıya alabilir. Böylece bu konuyu ciddiye alıyoruz mesajı verilmiş olur. Ama şunu unutmayalım. Suudiler Yemen’deki savaşı Amerika’nın lojistik desteği ve komuta desteğiyle de sürdürüyor. Kaşıkçı konusu Yemen cephesinde iki taraf arasındaki işbirliğini de ilerde evrilebilir."

Suudi Veliaht Prens bugüne kadar Yemen savaşından Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin kaçırılarak istifaya zorlanması gibi tartışmalı hamlelere imza attı. Ancak Trump’tan bugüne kadar hiçbirisiyle ilgili sert bir tepki gelmedi. Kaşıkçı olayı ise bunun istisnası oldu.

Gazeteci Mark Perry’nin Trump'ın bu konuda sessiz kalmamasıyla ilgili teorisi şöyle:

"Trump ne Yemen konusunda ne de Ritz Carlton’daki gözaltılar konusunda tepki gösterdi. Kaşıkçı olayında ‘Ciddi sonuçları olur’ deyince arkasında başka bir şey olmalı diye düşündüm. Trump Cemal Kaşıkçı’yı tanımaz etmez. Bana göre, Suudiler Amerika’nın açıklamayı planladığı İsrail-Filistin Barış planı konusunda başta destek verdiler, fakat sonra Trump yönetimi Kudüs kararını açıkladıktan sonra geri adım attılar, tereddütte düştüler. Amerika da planın açıklanmasını ötelemek zorunda kaldı. Belki de bu olan bitenin arkasında bu var.”

Mark Perry'e göre "Kaşıkçı olayı Suudi Arabistan’ın düzgün bir şekilde yönetilmediğini gösterdi. Bu hükümet bir gazeteciyi kendi konsolosluğunda öldürebileceğini, kameraların ya da ses kaydının olmayacağını düşünen bir hükümet."

Perry, bu krizden aynı zamanda Amerikan dış politikasının da çok emin ellerde olmadığını öğrendiklerini aktarıyor.

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Suudi Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’la birlikte resim vermesini 'bir hata' olarak değerlendiriyor ve şunları söylüyor:

"Bana kalırsa Arap Baharı er ya da geç Suudi Arabistan’a da gelecek. Amerika’da askerin, Yemen’deki sürecin yönetilememesinden rahatsız olduğunu biliyorum. CENTCOM da bu konuda başı ağrısın istemiyor. O nedenle bence Amerika’yı önümüzdeki 2 yıl boyunca karar alma sürecinde zor bir yolculuk bekliyor. Bunu 2 hafta konuşuruz, daha sonra başka bir kriz çıkar, bu kez onu konuşmaya başlarız."

Ahval

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News