ala kurdistan
Ey Reqîb

Gerçeğimiz-Hüseyin Turhallı

Demirtaş hariç, benim için bu seçim bitti. Lehte ve aleyhte yazmayacağım.

HDP iki büyük yanlış yaptı.

ı- Ne pahasına olursa olsun, değişik yelpazelerde siyaset yapan 
Kürdlerle ittifak yapma yeteneğini göstermeliydi. Türk solunun etkisinde kalarak gösteremedi.

ıı- Milletvekili aday tespitinde Kürdistan halkının değer yargılarına, kabul ölçülerine, hassasiyetlerine özen göstermeliydi. Göstermedi. Samancı eleği misali tümünü eleğe koydu. Çalkaladı, tane alta düştü, sap üstte kaldı. Bu üstten bakışımcı Kemalist anlayıştır. Bu anlayış siyaset ölçülerime, hukuk anlayışıma, ahlâkıma ve bana terstir.

Siyasal bir aktivite içinde olsaydım, bağırıp çağırırdım. Dışarıdan gözlemciyim. Bunun için susuyorum.

Dedim ya artık lehte /aleyhte yazmayacağım.

Susuyorum......

Oyum olsaydı Demirtaş'a verecektim. Hepsi o kadar. 
****
Şimdi asıl meseleye gelelim.

ı- 1990 yılı Aralık ayıydı. Yeğenim Dr. Aziz Dersim'in bir köyünden telefondan aradı. "Xalê Hus biliyorsun gözlerimde problem var. Tedavi için bana yardımcı olabilir misin" dedi.

-Aziz, biliyorsun durumum gayet iyi. Senin için her şey yaparım ve buna gücüm de var" dedim.

"Peki Partinin seni tedavi edecek imkanları yok mu?

-Tam teşekkülü hastanelerimiz var. Amerikan göz hastaneleri bile hastanelerimiz karşısında yaya kalır (!)

Tamam anladım. Sana nasıl yardımcı olabilirim?

-Seni sonra ararım.

Aziz bir daha arayamadı. On gün sonra şahadet haberini aldım. Aile boyu defalarca ölümlerden geçerek ancak üç ay sonra cenazesini alabildik.

ıı- 1991 Aralık Lice-Kulp Serhıldanları sırasında Diyarbakır Alay Komutanı İsmet Yediyıldız'la kitlelere şiddet uygulanmaması için görüştüğümde bana " Şimdi 3500 kişiyi kurşuna dizeceğim. Var mı bana bir yapacağınız? İnsan düşmanını öldürdüğünde heyecanlanır, gururlanır. Ama öldürdüğümüz teröristlerin kıçlarında donları bile yok. Buna bile sevinemiyoruz" demişti.

Albay İsmet Yediyıldız çok doğru söylüyordu. "Kürdistan özgürlük savaşçılarının kıçlarında donları yoktu. Ancak eksiksiz ve tam donanımlı Türk askerine kök söktürüyordu. Savaş ve savaşçı gerçeğimiz bu.

ııı- Kürd savaşçılarının çatışmalarda Kobra, süper kobra, F16, topçu bataryaları, lazerli tank atışları karşısında hiçbir işe yaramayan kleşlerini parçalarcasına yere vurduklarına çokça tanık oldum. Aynı şeyi ben de defalarca yaptım. Lâkin direnmekten ve ölmeyi beklemekten başka çare yoktu. Ölümü bekledik. Kimimiz öldü, kimimiz sağ kaldı.

Savaş gerçeğimiz, realitemiz bu. Efrin'de de bunu yaşadık.

ıv- Gerilla birliklerine yeni katılan bir savaşçı, kirden-çamurdan tanınmaz hale gelince bölük komutanına banyo olup olmadığını soruyor. Bölük komutanı arkadaş manga komutanına "bu arkadaşı "Dere banyosuna götür, yıkanıp temizlensin" diyor.

Manga komutanı yeni savaşçıları alıp dereye gidiyor. "Dere banyosu burada. Deterjanınız çamur. Elbiselerinizi çamurla yıkayın. Sabun yok. Lakin lif olarak kullanacağınız kamış dere kenarında bolca var" diyor.

v- 1998'de Şam'a gittiğimde Öcalan'a sahada yaşanan zorlukları ve özellikle teknik olarak nasıl bir zorluğun yaşandığını anlatmayı kafama koymuştum.

Öcalan ile yemek sofrasına oturduk.

- Seni de gönderdik, hiçbir şey yapamadan bana döndün. Ben olsaydım o dağlarda şimdi bir değil beş ülke kurmuştum" dedi.

İçimden "Başkanım hiç bekleme. Seni ben götüreyim. Bi zahmet çeyrek ülke kur da biz de rahat edelim sen de" diyecektim,

Öcalan "Senin bildiklerini ben de biliyorum" dercesine lafı ağzıma tıkadı.

"Tabi ben Güney sahası,Soran alanı için söylüyorum" dedi. 
Doğru olan neydi biliyor musunuz?

Metina ve Zap alanından geliyordum. Cemil Bayık, Abbas, Ebubekir, Rıza Altın, Mustafa Karasu velhasıl PKK Başkanlık Konseyi eksiksiz ordaydı. Uçak, kobra, havan, tank saldırıları nedeniyle hangi mağaraya sığınacağımızı biz de şaşırmıştık. Günlük yiyeceğimiz 9 tane kuru üzümdü.

Gerçeğimiz, olanaklarımız bu.

Peki başarabilir miyiz?

Bence evet.

Neden biliyor musunuz?

Roma köleci bir imparatorluktu. Kürd Spartaküs (Aso Zagrosi ve İsmail Beşikçi'nin yazılarından) köleci düzene isyan etti ya. Asırlar sonrası da olsa Roma yıkıldı.

Savaşın öznesi insandır. Azim, kararlılık ve direnç. Buna insan zekâsını da katarsak sonuç köleliğin yıkımıdır.

Gerçeğimiz bu ve biz isyan etmiş köleleriz.

Kıçlarında don olmayan köleler Roma'yı yıktı.

 

Yorumlar

Sayın Turhalı saygılar. bir paragrafta hem güldüm hem ağladım.

Tabi şunuda belirteyim. HDP Hüdapar la ittifak yapsaydı 10 tane oyumda olsaydı vermeyecektim!
Hiç oyda kullanmazdım.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News