ala kurdistan
Ey Reqîb

Harem bekçisi Kürdler ve Kürdistan – Edip Bedirhan

Epeydir bu konu üzerine yazmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş. Konu ile bağlantılı olarak Kürdistan’la ilgili yaşanmakta olan çarpıcı gelişmeler hakkında da görüşlerimi paylaşmak istiyorum.  Partizancı anlayışlar yüzünden Kürd medyasında neyin olup bittiğine dair bir fikir sahibi olamıyoruz. Birbirleriyle o kadar çok uğraşıyorlar ki, bence kendileri bile ne olup bittiğine dair bir fikir sahibi değiller. Başından söyleyeyim, bu yazıda küstahlık hakkımı sonuna kadar kullanacağım. Eğer vijdansızlık mıhlarıyla tutturulmuşsa bir taht ve üzerinde oturan yalanlar sarayının sultanı karşısında boynu bükük bırakılmışsa mazlumiyet, o zaman bize incelik düşmez. Söz, özgür ruhun ışığından süzebilmeli kendini.

Konuyla ilgili değerlendirmelere geçmeden önce kısa bir biçimde 15 Temmuz olayı üzerinde durmadan geçemeyeceğim. Hani iktidarın ve onun uşak alayının iki aydır basın ve yayın yoluyla başımızı şişire şişire anlatıp övmekten bıkmadıkları şu meşhur 15 Temmuz ruhu! Hani kendine Kürd’üm diyen, sözüm ona bazı aydınların da kraldan daha kralcı kesilip kutsallaştırdıkları şu Yeni Kapı ruhu! Cizre’de, canlı yayınla özel timlere sivillerin olduğu evleri bombalatan bir medya grubunda sırf para uğruna yazan, demokrasi havariliğine soyunmuş beyefendiler bunlardan sadece bir kaçı. Habire yazılar yazıyorlar, 15 Temmuzu adeta Allah’ın bir ayetiymiş gibi bize sunup, Kürdleri, onun siyasal ve silahlı temsilcilerini korkutmaya çalışmaktalar. Neymiş efendim, PKK 15 Temmuz ruhunu iyi okuyamamışmış, böyle devam ederse bu ruh onu da yutacakmışmış! PKK bugün eğer halen güçlü ve yutulamıyorsa, bunu Diyarbekir zindanlarındaki Kürd 15 Temmuzuna borçludur. O gün, o en vahşi işkence koşullarında bile onurlarıyla direnen Kürd gençleri, PKK’nin direnişçi ruhunun mayasını atmışlardır. Sizin o destanlaştırdığınız bir kaç saatlik darbe karşıtlığını Kürdler 40 yıldır aynı ordunun daha barbar versiyonuna karşı göstermeye devam ediyor. Sizin bahsettiğiniz o ruh, bu ruhun yanında ancak tuz ruhu kalır.

Peki, bu insanlar bunları bilmiyor mu? Elbette biliyorlar, hem de herkesten daha iyi biliyorlar ama ne yaparsın, paranın yüzü sıcaktır! Ben her zaman şuna inanırım;  ya onurunla yaşar az bile olsa parayı sen harcarsın, yada para seni harcar! Yeni ve kudretli sultan Erdoğan’ın sarayının harem bekçilerinden bir kısmı bunlardır.  Sultan rahat etsin, kimse ona karşı sesini çıkaramasın diye, düşünce (!) satarlar. Ortadoğu’nun su almış gemisinde, muhteşem kıyafetler giyen insanlara, eski püskü giysileri satmaya çalışırlar. “Ben de Kürd’üm ama bu devlete bağlıyım” derler. Huysuz koyunlara kasabı sevdiren tosunlar gibi. Bu insanları her gördüğümde Apê Musa’nın yokluğunu o kadar derinden hissediyorum ki! Çünkü bugün aramızda olsaydı eğer, bu tür insanların çirkinliklerini o muhteşem kalemiyle o kadar güzel resmederdi ki hafızamıza, tadı hiç unutulmazdı. Gerçi hazır onu anmışken, o meşhur lafını buraya yazmadan geçmeyeyim. Ne diyordu Apê Musa; “köpek bizim köpeğimiz ama başkasının kapısında havlıyor”.

Bir de bu işi para için değil, dindarlık veya ümmetçilik adı altında yapan Kürdler var. Bunların başında parti olarak Hüdapar geliyor. Dünün ense sıkıcıları, bügünün demokrasi nöbetçileri olmuş da haberimiz yok. Sözüm ona ABD destekli ve işbirlikçi Kürd milliyetçiliğine karşı, göğsü sonuna kadar imanla dolu olan Sultan Erdoğan’ı, ümmeti yeniden toparlamak ve diri kılmak için destekliyorlarmış. Bunu sizin dedeleriniz de zamanında Osmanlılar için yapmıştı zaten. Başta İdris-i Bitlisi olmak üzere, 16. yüzyıldan başlayarak 20. yüzyılın sonlarına kadar, Osmanlı Sultanı hareminde gönül eğlendirsin diye bir çok Kürd yaptı. Doğu sınırlarından batı sınırlarına kadar girmedikleri savaş kalmadı. Halife sultan kendi sarayının hareminde, Kürdlerin de katıldığı savaşlarda ganimet olarak el konulan gayrı-müslim kızlarla gönül eğlendirirken, ümmet fikri ile nirvanaya ulaşmış olan dedeleriniz, imparatorluğun sınırlarını kolluyordu. Ben buna Harem Bekçiliği diyorum.

Yeri gelmişken Erdoğan’ın sık sık dilinden düşürmediği ve her defasında gözleri parıldayarak anlattığı şu Osmanlı medeniyetine ilişkin de bir iki şey söylemek isterim. Erdoğan anlatırken, hani tarihten haberimiz olmasa, dünyayı Osmanlılar keşfetti sanacağız. Osmanlı medeniyeti nedir biliyor musunuz? Göçebe ve savaşçı bir topluluğun Araplar, Farslar ve Kürdlere hizmet etmekle işe başlayıp, ardından fırsatını bulunca bunları sırtından hançerleyip kendi devletlerini kurdukları, gittikleri yerleri aynı bugünkü Işid gibi korku salarak ele geçiren, ele geçirdikleri diyarlarda erkekleri kılıçtan geçirip, kızlarını ve kadınlarını harem için savaş ganimeti olarak yanlarına alan, o insanların küçücük çocuklarını da alıp sarayda devşiren ( Işid de Şengali ele geçirince Yezidilerin küçük çocuklarını devşirmek için kaçırmıştı) ve onları birer ölüm makinesine dönüştüren medeniyete (!) Osmanlı medeniyeti denir. En kudretli padişah olan Sultan Mehmed’in taht için bir gecede 19 kardeşini boğdurtmasına biz Osmanlı medeniyeti diyoruz. Medeniyet denilince insanın aklına mimari de gelmiyor değil. Osmanlı medeniyeti dedikleri şey, hüküm sürdüğü topraklardan günümüze hangi mimari yapıları miras bırakmıştır? Öve öve bitiremedikleri bir tane Sultan Ahmet camii var, o da Aya Sofya’nın kopyası. O dönem inşa edilen büyük camilerin hemen hepsi Aya Sofya’nın birer kopyasıdır. Mimari olarak miras bıraktıkları tek şey, camiler ve sultanların gönül eğlendirdikleri saraylar! Tarihi olarak bugün bile dünyanın incilerinden diye sayabileceğimiz bir köprü yapmışlar mıdır? Hayır! Tek başına Malabadi köprüsü bile mimari olarak bütün Osmanlı medeniyeti eder.

Arap, Kürd ve Farslar’ın yüzlerce yıldır yarattıkları medeniyet mirasının üzerine gelip çöreklenmiş, adeta hırsız gibi bu halkların medeniyetine ait dil ve kültür de dahil olmak üzere herşeylerini çalıp kendisine ait yapmış, medeniyet adına hiç bir şey üretemediği için zamanla kendi özbenliğine bile yabancılaşmış bir Osmanlı Medeniyeti! Hatta üretemediği için o kadar çok medeniyet hırsızlığı yapmış ki, kendi türk kimliklerini bile dışlayacak ve onu aşağılayacak düzeye gelmişlerdir. Hırsızlık üzerine kurulan bu medeniyet, Erdoğan’ın gururla bahsettiği Osmanlı medeniyetidir. Mirasyedi çocuklar gibi, 600 yıl boyunca Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın birikimlerinin üzerine oturup çarçur etmiştir. Hatta o kadar avarece heba etmiştir ki, 600 yıl boyunca bu topraklara hükmetmesine rağmen, ondan da genç olan imparatorluklar sanayi devrimini başlatırken, o bu medeniyet mirasının son kırıntılarını yemeyle meşguldü.

Daha çok şey sayılabilir ama bu kadar kafi. Bugün, o medeniyete atıfta bulunarak ümmet fikri ile nirvana yapmış Kürd şahsiyetler halen var. Erdoğan para bassa, kendine bu kadar sadık insanlar bulamazdı. Sayıları az değil. Bayağı geniş bir yelpaze. Tipik harem bekçileri. İdol olarak gördükleri Erdoğan, İsrail’e karşı havlu atıp onunla yazılı anlaşma imzalarken bile, onlar halen İsrail’in Kürdistan projesinden bahsederler. PKK’ye demediklerini bırakmazlar. Tamam, farz edelim ki PKK terörist, vahşi, Kürd düşmanı bir örgüt. İnsanları diri diri bodrumlarda yakanlar ne oluyor? Yaşlı bir kadının cesedini bir hafta sokakta bekletenler ne oluyor? Senin de mensubu olduğun milletin adını Cizre duvarlarına, “Ermeni Piçleri” diye yazdıklarında hiç mi utanmıyorsunuz diyesim geldi ama demeyeceğim. Çünkü boş! Bunlar 500 yıldır devşirilmiş bir nesil zaten.

Bu konuyu burada kapatırken, 15 Temmuz darbe girişimi ve bundan sonraki etkileri üzerine de bir kaç önemli noktayı yazmakta yarar görüyorum. Öncelikle şunun altını çizelim, darbe girişimini kim ve hangi maksatla yapmış olursa olsun, bu süreçte yaşananlar şu gerçeği karşımıza koydu; Türkiye artık dikiş tutmaz! Yok, bilmem halk darbeye dur dedi, yok halk tarih yazdı, demokrasi şöleni oldu falan filan. Bunların hepsi boş laf.

Türkiye 15 Temmuz gecesi, bir daha ayakta durmamak üzere dağıldı. Bunun etkilerini daha yeni yeni göreceğiz. Erdoğan’ın artık her şeye muktedir olduğu gerçeği, istikrar anlamına gelmez. 15 Temmuz gecesi, sağcısı, solcusu herkes el ele Türkiye Cumhuriyetinin vücuduna bir kanser hücresi yerleştirdi. Kanserli hücrelerin en temel özelliği hızla yayılmaları ve bütün bedeni ele geçirmeleridir. Erdoğan’ın mutlak güç olmasını ben böyle yorumluyorum. Bu arada demokratlara da şunu söylemek lazım; Türkiye’de öyle güçlü bir diktatörlük sistemi yerine oturdu ki, bunu hiç kimse sivil siyasetle ortadan kaldıramaz artık. Yok, seçimmiş, hukukmuş, bunlar Türkiye gerçekliğinde artık birer peri masalı. Bu iktidar ilelebet o tahtta kalmak için oturmuştur ve gereği ne ise yapmaktan kaçınmayacaktır. 15 Temmuz ruhu, kendisine destek verenlere kurşun ve tutuklama olarak geri dönecektir. Sesini çıkaran herkesin adeta dilini koparacaklar. AKP, ekonomi alanındaki tehditle rant edinme yeteneğini artık rahatlıkla siyasette de kullanacaktır.

Bu iktidar ancak ve ancak dış müdahale ile gider, bunun başka da yolu yoktur.

Rojava Kürdistan’ındaki gelişmeler hem iyi okunmalı hem de doğru sonuçlar çıkarılmalı. Türkiye’nin Cerablus’u almasıyla başlayan süreç kesinlikle bir umutsuzluğa yol açmamalı. Türkiye’nin bu adımı, Osmanlıyı tümden parçalanmaya götüren Enver Paşanın hüsranla biten Turan macerasıyla aynı sonucu doğuracaktır. Zaten dikkat ederseniz, Işid elindeki yerleri savaşmadan Türk ordusuna devrediyor ve Halep’e doğru çekiliyor. Arada bir bu güzergahta bazı Türk tanklarını imha ederek onları Halep’e yani, Esad’a çekiyor. Esad’ın arkasında Rusya ve İran’ın olduğu, olası bir Türk- Esad savaşına müdahil olacakları kaçınılmaz bir gerçektir. Türkiye’nin önünde iki yol var. Ya ilerleyecek, ya da işgal ettiği yerlerden çıkmak zorunda kalacak. Orada kalma gibi üçüncü bir seçeneğe sahip değildir. ABD ile Rusya’nın ateşkes için anlaşmaya vardığı bugün, Türk ordusunun orada kalması için hiç bir neden ortada kalmamıştır. Nedenlerini kendileri yaratanlar, sonuçlarına da katlanırlar.

Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus daha var. Bazı Kürd aydınları, PKK’nin Türkiye’deki sivil siyaset alanının önünü tıkadığını ve bunu açması gerektiğini vurguluyor. Aslında gerçek şu; artık Türkiye’de Kürdler için sivil siyaset diye bir alan yok. Çözüm süreci bittiği gün, bunun nedeninin Rojava olduğunu yazmıştım. Kürdlerin’in Rojava’da toprak sahibi olmaları, isteseler de istemeseler de onların kendi kendilerini yönetecekleri devlet veya yarı-devlet türünden bir oluşuma götüreceği kesindi. İşin içine bir de Akdeniz’e ulaşma faktörü girince Türkiye için kabus başlamış oldu. Hemen çözüm masasını devirdi ve Kürdlere karşı hem içerde hem de dışarıda topyekün bir savaşın startını verdi. Artık isteseniz de sivil siyaset alanı bırakmayacaklar size. PKK bugün silahlarıyla birlikte teslim bile olsa, Türkiye asla Kürdlerle barışma yoluna gitmeyecek. Çünkü devletleşmeye doğru giden bir Rojavayê Kurdistan gerçeği var. Güneyde Federal Kürdistan, güney batıda ise Kürd Rojava federasyonu gerçeği, Türkiye’nin anti-Kürd reflekslerinin harekete geçmesini sağlıyor.

Dikkat ettiyseniz, Kuzey Kürdistan’da son bir yıldır bazı kentler yerle bir edildi, büyük katliamlar yapıldı ama Kuzey halkında tık yok. PKK eylemleri kapsamı ve sonuçları büyüyerek devam ediyor ama işin halk ayağı durmuş vaziyette. Kobani için Kuzey Kürdistan tarihinin en kapsamlı ve geniş serhildanını gerçekleştiren halk, Türkiye’nin Rojavayê Kurdistan’ı işgaline bile sesini çıkarmadı.

Nedeni nedir biliyor musunuz? Partizancılık yapanlar veya herşeye yüzeysel bakanlar buraya dikkat lütfen. Çünkü Kuzey Kürdistan tükendi artık! 40 yıl boyunca her türlü fedakârlığı yaptı ve arkasında muazzam bir direniş mirası bıraktı.

Cizre, Nusaybin, Silopi, Yüksekova ve Sur’un yerle yeksan edilmesi son noktayı koydu. Kuzey Kürdistan’da halkın serhildan dönemi bitti. Peki, kim kazandı, türk devleti mi? Hayır. Türk devleti de kaybetti. Türk devleti Kürdistan’ın taşını toprağını altına da büründürse, Kürd halkındaki duygusal kırılmayı artık onaramaz. Devlet, uyguladığı zulüm ile, kendisine karşı başka cephelerde savaşacak yeni bir Kürd nesli yarattı. Artık PKK ile Türk devletinin savaşı Rojava’da devam edecek. Yukarıda adını verdiğim ve devlet tarafından yıkılan kentler bir nevi Rojava’da YPG’nin ilerleyişini desteklemek için feda oldular. YPG bir yıl boyunca neredeyse Rojava’nın hepsini Türkiye’nin korku dolu bakışları altında özgürleştirirken, Türkiye bir türlü müdahale edemedi. Çünkü Rojava özgürlüğüne doğru ilerlerken, Türkiye Kuzey Kürdistan’da hendeklerle uğraşmak zorunda kaldı. Kısacası, Kuzey Kürdistan özgürlük yolunda son ve en büyük fedakârlığını ne kadar acı da olsa yapmış oldu. Eğer bu bir strateji ‘idiyse, bunun ahlaki boyutu da ayrıca irdelenmeli.

Artık Kuzey Kürdistan’ın kaderi de Rojava’daki gelişmelere bağlı. Keşke sorunlar sivil siyaset ile çözülebilse ve onca insanın ölümüne engel olunabilseydi. Ancak Türk devleti, kendi varlığını Kürdlerin yok edilmesinde görüyor. Kimse Türk devletinin Güney Kürdistan ile olan iyi ilişkilerine bakıp aldanmasın. Eğer olur da bir gün Türk devleti PKK veya PYD’yi yenerse, emin olun ikinci saldıracağı yer Kürdistan’ın Güneyi olacaktır. İmralı’dan umduğunu (Burada PKK yönetiminin tavrı belirleyicidir) elde edemeyen Türkiye, yeni bir konsept ile Kürdlerle ölüm kalım savaşını seçmiştir. Bu savaşın yeni alanı Rojava. Kürdistan ya burada dirilecek, ya da gömülecek.  

 

Edip BEDİRHAN

Yorumlar

Işte bu
Fazla söze gerek yok!
Müthiş bir analiz.
Elinize sağlık.

Yazi güzel tespitler dogru, Tirklar Arabin Acemin Kurdün kültürünü calip dünyaya yutturdu,ama Bu bizim kültürümüzden Bu topraklarla aslinda alakasi olmayan bir millet peki bizi 500 senedir nasil yönetir???? Sebeb onlar her kosulda birlik oldular biz ise hainlerimizi hal etmedigimiz icin Bu durumdayiz , bir düsünün taa Malzgirtten su zamana kadar Tirklarin herzaman doguda bir yedek gücü olduk Arabin mezhebi dini icin birbirimize düstük ve hala öyle, simdi lütfen sapkamizi önümüze koyalim suclu Tirklarmi??? Valla suc bizde kendine semer vurursan binen cok olur, Tirklarin yaptigi aynen bu iste , ben sahsen Tirklara kizmiyorum adamlar ne yapsin baksaniza Lazmi Cerkezmi Göcmenleri hatta Araplari bile Tapiyor Tirkliga kendi kendini mahfetmis Kurd ne yapabilir ??Istedigimiz kadar kizalim suc bizde!!! Kurdlerin birbiri ile iliskilerine bakin etrafinizda ben öyle Kurdlerle tanistimki kimse kusura bakmasin serefiszlikte alcaklikta dünyada kimse ellerine su dökemez, Bu tipler yurtseverlikten cok uzak tipler , iste hain ve alcak dedigim bu tipleri hal etmedikmi gerisi hikaye, bakin en Son Semdinlideki AKP tiplilere güya ayri düsünüyorlarmis PKKde onlari hedef aliyormus???? Ulan hainlik ne zamandan beri ayri düsünmek oluyor??? Onca canini veren kardeslerimizde ayri düsenemezmiydi?? Onlarda onurunu hice sayip Tirkolarin hotellerinde calisip Turistlerin kicini afedersiniz yalayamazlarmiydi?? Mesela yasamak ise herkes yasamak ister ama onurunu ve canini veren kardeslerimizin mirasina Kim ihanet ederse acikca söylüyorum ister babam olsun bedelini ödesin, herkes savasci olamaz ama elinden birsey gelmeyende dua etmeli Bu mesele tek Kurdlük meselesi degildir Bu mesele Bu topraklara ve milletlere musallat olmus fasist Tirklara karsi bir savastir yani kutsaldir, buna ihanet edip ayri düsünüyoruz deyip TCnin Kurdistandaki varligina mesrulastiran herkes bence hedef olmali, bazilari diyecek ama buda cok kati bir dünsünce o zaman alternatif sunsunlar yok Bu is kör bir vurusmaya döndü eger TCnin insafa gelecegini saniyorsaniz Son 1000 seneden kimse birsey anlamamis, saygilar

halal sana m yilmaz yazdiklarin az bile ape musanin dedigi gibi köpek bizim ama baskasinin kapisinda havliyor onun icin bende diyorum kerkes kendi köpegini ya terbiye etsin yada anlamiyorsa o zaman hal etsin benim de cok yakinim baska kapida havliyor inan buna cok cabaladim terbiye edemedi ama  liste yapmisim bu listeyi kime verecegimi bilmiyorum ben kendim baytar degilim ama hep dua ediyorum ki bir gun o baytarlar karsima ciksin saygilar

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News