ala kurdistan
Ey Reqîb

Milletin Varsa Devletin de Olur- Dr. İsmet Turanlı

Milletin Varsa Devletin de Olur- Dr. İsmet Turanlı
 
Başbakan Erdoğan çok mühim bir beyanatta bulundu ve dediki ‘’Devlet varsa milleti olmaz, Milleti varsa devleti olur’’. Acaba bunu bilerek yahut ta bilmeyerek Kürtler için mi söyledi?
 
Dünya da Milleti olupta devleti olmayan tek millet Kürtlerdir. Devleti olupta milleti olmayan ise Belçikadır. O devlet birinci dünya savaşından sonra Almanya ile İngiltere arasında bir tampon bir devlet olarak kurulmuştu. Şimdi Flamanlarla Valonlar ayrılmak istiyorlar. Kürtlerin durumu tam tersine. Lozan da Kürdistan ve Kürt milleti İngilizlerin baskısı altında dörde bölünmüştü. Şimdi Belçika’nın tersine bu dörde bölük Kürdistan birleşmek aşamasında. Böylece Erdoğan’ın beyanatını doğrularcasına tek devlet olmak üzere. Tükiye Türklerindir deniyor (Hürriyet gazetesinin logosu), Kürdistan da Kürtlerin olacaktır. Bu iki devlet arasında ki hudut kalkarsa, AB ülkelerinde olduğu gibi, o zaman Misaki milli hudutları yeniden tessüs edecek, ne Türkiye bölünmüş olacak, ne de Kürdistanın aslına rücu birleşimi önlenmiş olacak.
 
İşte o zaman sürekli barış sağlanacaktır. Belki bu ön görülerden bu süreç zarfında sesli konuşmak yersizsedede, ben ileriyi görebilen bir ilim adamı olarak söylemekten çekinmiyorum. Bu ifadelerimi on senedenberi dile getiriyorum.Beyaz Türklerin paranoya psikozundan kurtulmaları gerekir. Belki o zaman Öcalan Mandela, Arafat konumuna gelebilir. Kürdistan da da Kürtler kendi kendilerini idare etme özgürlüğüne kavuşur,kendi kültürünü, dilini geliştirmek imkanını bulur. Demokratik, sosyal,laik devletini kurar.
 
Ekonomisinide petrol varlığı ile süratle geliştirir ve Türkiyenin enerji ihtiyacını karşılar ve Türkiyenin cari açığıda kapanır. Bütün bu müsbet gelişmeleri elbette kendini aşırı TürK milliyetciliğine fikse etmiş olanlar anlamakta güçlük çekecekler ve süreç müsbet neticeler doğuruncada sesleri kısılacak, realiteyi kabullenmek zorunda kalacaklardır. Bu gün ki Türk kelimesine olan psikolojik bağımlılıkları sona erecektir.
 
Ayni zamanda, bugün endişe ettikleri Kürt korkusuda ortadan kalkacaktır. 80 senedir ‘’ Türküm, doğruyum ‘’diye hersabah ant içenler, ‘’Atatürklerinin ağzından ‘’Ne mutlu Türküm diyene ‘’ sözünü duyanlar,Türk bayrağının renleriyle heyecalanlar, Kürt dilini, kültürünü yasaklayanlar öyle çabuk o beyin yıkanmışlığından kendilerini soyutlayamazlar. Kürtlerin bu hususta sabırlı olmaları lazımdır.O yeminleri Kürtlerede söylettiler fakat yoğurt tutmadı. Kürtler kendi kimliklerine biliçlenince beyaz Türkler, Kemalistler, ordu yandaşlaerı bu yeni durumu içlerine sindiremediler. Geçen gün TV oturumunda Oya Bayar hakiki durumu açıkladı. Türkiye halen bölünmüştür. Erdoğanın bu başlattığı süreç bu bölünmeyi durdurabilirim mi düşüncesidir.
 
Ben Diyarbakır'a bir klaç kere Tıp kongreleri vesilesiyle gittim ve gördüğüm o ki deFacto Türkiye bölünmüştür. Kürt gençleri Kürdistan T-Shirtleri giymişler,1,5 milyon Kürt Nevruzda Kürt bayrağının renklerine bürünmüşler.
 
Senelerce evvel Erdoğan’a bir tavsiyede bulunmuştum. ‘’Kürtçe öğrenin !’’. Şayet Türklerden Kürtlerle kardeş olduklarını iddia eden varsa Kürtçe öğrensinler. Kürdistana geziler yapsınlar. Kıbrısa gittikleri kadar Erbil’e Diyarbakır'a, Mardin'e gitsinler. Dış işleri bakanı Davutoğlu zamanım olsa Kürtçe öğrenirim diyordu.
 
En ciddi örnek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve diğer bakanlar, sanatkarlar, gazeteciler Kürtçe öğrensinler kardeşliklerini isbat etmek, Kürtleri sevdiklerini göstermek için. Ben çok kolay bir metot öneriyorum. Her gün Türküm doğruyuym andı içeceklerine 10 Kürtçe kelime öğrensinler. En aptal insan ble günde on kelimeyi hafızasına kaydedebilir.En mühümü de Peygamberin yasakladığı, bir çok Avrupa devletlerinin anayasalarında olan, Kibrin yerine Kürtlerin ONURklarına saygılı olmayı içtenselleşdirsinler.
 
Türkiye 2000 li yıllarının başında siyasi ve ekonomik yönden , biri başbakan, diğeri başbakan yardımcısı iki şahıs tarafından hadım edildi. Yani aylarca kabine toplanamaz hale gelmiş, bankalar batmış, faizler ve enflasyon en yüksek seviyeye ulaşmıştı. Bu geçmişe vurgu yapmamın sebebi bugün o günlerin müsebibinin hiç arlanmadan, sanki amneziye (hafıza kaybı) duçar olmuş gibi konuşmaları ile esip, savruluyor, akil adamlara, hükumete hakaretlerle saldırıyor.
 
Biraz haya olsa o yaptıklarından dolayı Türkiyelilerden özür diler, dağarcığında müsbet öneriler varsa onları duyurur. Bahçeli namındaki zat Türkiye de kan akması durunca partisinin varlığına hacet kalmayacağından korkuyor. Onun asıl kaygısı Türkiyenin bölünmesi falan değil. Partisinin gelecek seçimlerde o çok sevdiği deyimle osmanlı tokatını yiyeceği ve başkanlıktan uzaklaştırılacağı korkusudr. Bütün iftira ve hakaretlerine hükumetin sessiz kalmasına hayret ediyordum. Nihayet savcılık onun hakkında soruşturma açtığı gibi, kabinede vazife gördüğü zaman hakkında mecliste soruşturma açılmasına karar verildi. Belkide Yücedivana gidecektir.
 
MHP nin derdi memleketi, milleti onlar kadar kimse sevemezmiş. Buna kargalar dahi gülmek ihtiyacını duymaz . Onların sevdaları Başbuğları Alpaslan Türkeşle başlar. Turancılık yaptığı için suçlanıp tabutluklarda işkenceye maruz kalmıştı. 27 mayıs darbesinde baş rolde olmasının sebebiide o sevgiden kaynaklanıyordu. Menderesin ve arkadaşlarının idam edilmesinede bu yüzden sebep olmuştu. 12 Eylül darbesinden öncede binlerce sol düşüncede olan gençleri ülkücü turupları ile bu sebepten dolayı katletmişlerdi. Maraş, Yozgat v.s. olaylarında alevileri katletmişlerd. Bu fiilleri onların bu memleketi kendilerinden başkalarının sevmeyeceğinin göstergesi olmuştur.
 
Şimdi Öcalanın ve Erdoğanın, akıllarının başlarına gelipte barışa hizmet etmeleri süreci başlayınca Bahçeli ve hempaları öylesine çirkin hakarertleri ağızlarına almakta ve süreci baltalamak için en azılı öfke ile beyanlarına devam etmektedirler. Allah taksiratlarını affetsin ve onlarada böyle tarihi günlerde selim kafa ile düşünme şansı ihsan eylesin.
Öğündükleri ikinci duruşlarıda Türklük meselesi. Dünyanın hiç bir yerinde, tarihte Hitlerin üstün ırk sloganından hariç, hiçbir devlet adamı kendi halkının diğer halklardan üstün olduğunu iddia etmemiştir. Hatta Bahçelide Kutlu Doğum gününde yaptığı konuşmada Peygamberin bu gibi saçma iddialarda bulunulmaması gerektiğni dile getirdiğini söylemiştir.
 
Ne mutlu Türküm diyene sözünde bir kibir, bir üstünlük duygusu yokmudur. Bir taraftan müslümanım diyen halk Peygamberin müslümanlara yasakladığı putperestlik alameti olan Atatürk heykellerinin köylere kadar yaygınlaşmasını, resmi bütün okullara parklara isminin verilmesi Türklüğe ne kazandırmıştır.
 
Öyleki özel müesseseler dahi onun bir portresini duvarına asmak ihtiyacını duymuştur korkularından dolayı. Böylesi bir davranışı ben Rusya seyahatında , komunistlerin iktidarda oldukları devrede, Leninin resimlerinin gözünüze ilişecek her noktada gördüğümde bu ifratın gülünç olduğu kanaatına vardım
Diğer bir dileğimde diyasporada Türkiyenin hasretini çekenlere çifte vatandaşlığı tanıyarak memlekete dönmelerini sağlamak. Türkiye zenginleşir, barış kumkuması olur.
 
Dr.İsmet turanlı. Antalya, 15.04.13
 
 
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News