ala kurdistan
Ey Reqîb

S-400’ler Geldi-Ahmet Kahraman

Ruslar’ın aylar ve hatta yıllardır tartışma konusu olan S-400 füzeleri, nihayet Türk devletinin savunma mekanizmasında yer almak üzere gelmeye başladı.
Ve kriz, her an beklenen yeni derin sorunlara gebe hale geldi. Ancak, unutmamak gerek, hiç bir şey Recep Erdoğan’ın kontrolü dışında değildir. Her şey düşünülüp programlanmış şekilde yürümektedir.
Çünkü Recep Erdoğan El Kaide, El Nusra ve IŞİD’i (DAİŞ) doğuran “Müslüman Kardeşler“ teşkilatının inançlı yolcusudur. Müslüman Kardeşlerin başlıca ilkesi ise Batı düşmanlığıdır.
Erdoğan‘ın Batı karşıtlığı yeni değildir. O ne olduğunu, daha Erbakan‘ın İstanbul il başkanıyken, Afganlı dinci Hikmetyar’ın dizi dibinde çökerek dünyaya göstermiş, Müslüman Kardeşler yoldaşlığını da Mısırlı Mursi’yi iktidara taşıyan kampanyaya desteği ile kanıtlamıştı.
Kendisi bugün, yer yüzünün pek çok bilim ve düşünce insanı tarafından, Müslüman Kardeşler teşkilatının yaşayan önderi, kanlı bir terör çetesi olan IŞİD’in de temsilcisi olarak görülmektedir.
Bu değerlendirme de, ayağı havada bir palavra değildir. Türk toprakları, dağılmış katillere mekandır, bugün de. Onlardan kendine, ÖSO adıyla bir ordu da yarattı.
Yanisini isterseniz, ne yaptığını bilen biridir, Erdoğan. S-400’ler meselesi, Batıda kopmaya gerekçe yapacak krizin bahanesidir. Bu kriz bilinçli olarak yaratıldı.
Batıdan kopup Rusya ile birleşerek Çin’e uzanma çabası olan Avrasya planı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri General Tuncer Kılıç tarafından yıllar önce dile getirilmişti. Ergenekon davasının iddianamesinde de, bu hayal suçlama olarak yer almıştı.
Nitekim dünya medyası, S-400’lerin naklinden itibaren, bu olayın Batıdan kopuş planı olduğunu, yeniden işlemeye başladılar.
Çünkü, Türk devleti NATO üyesiydi. Ordusu, NATO standartlarına uygun silahlarla donanımlıydı. Rus füzeleri ise bunları nötralize edecek şekilde programlıydı.
Yani, Türk devleti NATO içinde ama, NATO’ya karşı vaziyet almış Rusya‘nın silahlarıyla donanacak.
Bu, ne demektir? NATO silahlarını içerde nötralize etmek değil midir?
Açık deyişle, NATO içinde Rus silahlarına sarılmak, ittifak cephe almaktı. Amerikalılar, bu durumu uzun uzun Türk muhataplarına anlattılar. Sakıncalarını ve doğacak sonuçlarını da…
Ama, ekseni çoktan kaymış, Müslüman Kardeşler cephesine kaymış Türk-İslam devletine anlatamadılar. Saf değiştirmekte kararlı olan Erdoğan’ın nihai hedefi değişti.
Nitekim, Erdoğan’ın Ergenekon cephesinden gelme müttefiği ve Türk tipi solculuğun temsilcilerinden Doğu Perinçek’in ilk zafer naraları yankılanmaya başlıyordu, medyada. Doğu Perinçek, bu füzelerin gelişini Türk devriminin yerleşmesi olarak niteliyor, devam ediyordu:
“Türkiye, Atlantik’in baskılarına boyun eğmeyeceğini, bir kez daha göstermiştir. Türkiye Atatürk devrimini tamamlayacağı Avrasya iklimine yerleşmektedir. S-400’ler, bu sürecin savunma silahıdır. S-400’ler, yeni dünyanın kuruluşunu bildirmektedir.“
Şimdi, ne mi olacak?
Durup Amerikan ve NATO’nun tavrını seyredeceğiz. Batı medyasına göre Amerikan yasaları, anlaşmayı bozan Türk tarafına cezalar öngörüyor. Bir NATO, sözcüsü de Türklerin kamp değiştirmelerinin muhtemel sonuçlarından endişe duyduklarını söylüyordu.
Öte yandan, Kürt düşmanlığından kaynaklı kinle hiç bir şeyi, önünü de göremen Erdoğan, kriz arasında yeni bir kriz yaratarak Kuzey Suriye (Rojava) sınırlarına silah ve IŞİD’lilerden kurulu birlik yığınakları yapıyordu. Onun belası, Kürtlere bulaşıktır. Gökten taş da yağsa, bunu Kürtlerden biliyor ve derhal katliam vaziyetine geçiyordu.
S-400’lerle çevirdiği entrikaya gösterilen tepkinin “heyfi“ni de Kürtlerden çıkarmak istiyor. Bu amaçla oradan oraya taşıdığı paralı askerleri sınıra yığıyor.
Ama unuttuğu bir şey var: Kuzey Suriye kolay lokma değil. Oraya, vekâleten sürdüğü IŞİD orduları kuşa, kurda, böceklere yem oldular. Yeni ordusu da aynı kaderi yaşayabilir.
Çünkü, bu yöre Kürtleri, ellerinde çakar-almaz kalaşnikof ile beklemiyorlar. Alman medyasının bildirdiğine göre, mevzilerini son sistem Amerikan silahlarıyla takviye etmiş, bekliyorlar.
Üstelik, orada Rus hava desteği de yok.
Kürtlerin “eceli gelen keçi, çobanın ekmeğine göz koyar“ diye, bir atalar sözü vardır. Bunun eceli gelmiş galiba. Sonuna varmak için koşu tutturmuş, gözü kapalı gidiyor. Saddam son atağında Kuveyt’e, Arjantinli General Videla da Falkland adalarına saldırmıştı.
Hadi zulüm başına Recep! Bir zulüm labirentine daha dal k qi, sonun çabuklaşsın…
13/07/2019

Yorumlar

Sayin Kahraman yazilarinizi dikkatle ve onemle izliyorum, Turk barbarlarinin halkimiza kan kusturdugunu ve dunyada esi ve benzeri gorulmemis kinle soykirim yapmasini goruyor ve nefretle kiniyoruz.
Fakat sizlerin cozumu nedir? PKK Apoya bir ilah gibi tapiyor ve esaret altinda oldugunu biliyoruz, fakat nasil olurda Kurd halkinin dusmani olan bir devlette partisine direktif verir, bu durum Kurd halkiyla alay etme senaryosudur,kimseyi kandirmayalim,bu cagda kimse enayi degildir.
Bence Tirkolar Apo araciligiyla Kurdlerle dalga geciyor ve kullaniyor.
Sozde Kurd halk onderi Apo korkak bir insandir ve sadece kendi canini dusunuyor, degilse goz Gore Gore tirkolara teslim olmazdi ve sereflice intihar ederdi.(hitler fasisti ve Saddam alcagi bile teslim olmadi ve direndi)
Gelelim bizim Kurdlerin esas sorunlarina, Kurdlerin sorunu ulusaldir ve Biz Kurdlerin gecmis hatalarindan ders cikarmaktir.
Ulusal birlik bizlerin en onemli acil gorevidir.
Ideolojik ve dar parti cikarlarini gecici olarak ve ulkemiz Kurdistan kurulana kadar bir kenara koyup, birbirimize saygi temelinde birlik olmaliyiz.
Genclerimize Kurd yazar,tarihci ve edebiyatcilarimizin eserleriyle beyinlerini donatmaliyiz.
Lenin,Stalin,Mao ,ho chi min ve che gueavera’nin fikirleri bizim halkimiza terstir ve ilgi alani disindadir.
Turk solu, tikko,dhkp-c, vb., ile ittifak Kurdlere kaybettirir.
Kurdler kendi ulusal parti ve orgutleri ile ittifak yapmalidir, halkimiz bunu gonulden istiyor.
Fakat Pkk, Kurd parti ve orgutlerine savas aciyor, marjinal sol orgutlerle ittifak yapiyor.
Bu Biz Kurdlere kan kaybettiriyor, somurgecilerin ekmegine yag surerek,Kurdlerin kolece yasaminin devamina yol aciyor.
Kurd halkinin en kutsali bagimsiz ve demokratik Kurdistan devletinin kurulmasidir,cunku tum parcalrda zulum ve baski altinda olan Kurdler ivedilkle bunu istiyor ve emrediyor.
Bu fikirde olmayan parti ve orgutlerin halkimiz nezdinde hicbir kiymeti ve sayginligi yoktur ve olamaz,kimseyi kandirmayalim ve tum Kurd parti ve orgutleri kendilerine ceki duzen vermeli ve Kurd halkina kulak verip dinlemelidir.
Yoksa Kurd halkinin baski ve zulum altinda esir olarak yasamasi devam eder ve gelecek Kurd nesilleri bunlari nefretle anar.
Pratikte hangi orgut ve parti Kurdistan’in bagimsiz devletini savunur ve caba icerisinde olursa,bas taci yapariz, ve hangi parti ve orgut bu cabaya karsi faaliyet icerisinde olursa hainlik yapmis olur.
Kurdler Abd , avrupa ve medeni dunya ile isbirligi yaparak Kurd halkinin devletlesmesinin yolunu acar,ne Cin nede Rusya Kurdlerin ozgurluk ve bagimsizligina faydalari dokunmaz, tam tersi bizleri 3-5 milyon dolara sømurgecilere satarlar ve bu gibi ac gøzlu ulkelerden fayda gelmez, unutmayalim Saddam rejiminden ve barbar tirko ve farslardan Amerika ve batili avrupa ulkelerinin destek ve yardimlariyla kurtuluruz.
Biz Kurdler artik uyanmaliyiz ve pratikte ozgurluk ve bagimsiz devletimizi kurmak icin birlik olmaliyiz, buda birbirimize sevgi,saygi ve tahammulle olur.
Biji Kurd u Kurdistan

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News