ala kurdistan
Ey Reqîb

Ulusal Birlik Sorunu- Hüseyin Turhallı

Türk devletinin Rojava'ya saldırısından sonra "ulusal birlik" tüm sorunların çözüm anahtarı, sihirli bir sözcük gibi anlamlar yüklenerek konuşulmaya başlandı. Sadece konuşma değil, sanatçılardan değişik parti ve örgütlere kadar çeşitli etkinlik ve toplantılara da tanık olduk.

"Kürdler arasında kavga olmasın" diyerek "hain" olmayı göze alarak kendimizi ateşe attığımız günlerden bu günlere gelmek sevindirici büyük bir gelişme.

O halde ulusal birliğin hangi esaslar üzerinde inşa edilmesi gerektiğini de tartışmak gerekiyor.

ı- Güven

Güney Kürdistan için 1992'den sonra kısmen değişse de Kürd partileri son 50-60 yıllık süreçte ulusal birlik sorununu kendi partilerine "katılım" olarak görmüştür. Bu emellerini gizlemek için de diğer parti ve örgütleri hain ve işbirlikçi olarak değerlendirerek iç çatışmaya meşruiyet kılıfı aramışlardır. Bunun için tekel olarak ellerinde tuttukları basın-yayın ile kitlelerin bilincini yalan-yanlış bilgilerle bulandırmışlardır.

Daha açık bir ifade ile iç çatışmalara ilişkin olarak sahip olunan bilgilerin neredeyse tümü yalan ve yanlıştır. Bu yalan ve yanlış bilgiler siyasi muhataplarda ve aydın yapısı içinde güvensizlik yaratmıştır.

Oysaki ulusal birlik, her şeyden önce "güven" gerektiren bir konudur. Güven ise samimiyet, özveri ve dürüstlük üzerine inşa edilir. Kürd parti ve örgütleri böyle bir samimiyet gösterebilir mi? Birinci sorun bu.

ıı- Momentum-çıkış noktası

Ulusal birlik hangi ihtiyacını karşılayacak? Ekonomik, askeri, siyasi-diplomatik çıkmazları aşmak için hangi konu ve alan öncelikli olacak?

Konu ve alan belirlense bile böyle bir çalışma hangi amaca hizmet edecek? Kendi kaderini belirleme hakkına mı yoksa ipotek altına almaya mı?

Daha açık bir ifade ulusal birlik, devletleşme üzerinde mi yoksa devletleşmeye karşıt sömürgecisine entegre esası üzerinde mi sağlanacak?

Ana amaç ve çıkış noktası üzerinde bir uyum sağlanmadan ulusal birlik bir palavra olmaktan öte geçmez. Bu gerçeklik siyasi parti ve örgütler için geçerlidir. Kitleler, aydınlar, sanatçılar, şirketler, bilimsel ve kültürel kurumlar için devletleşme-devletleşme karşıtlığı gibi bir çıkış noktası gerekmiyor. Güncel ilişki ve çıkarlar bu kesimleri birlik yada karşıt bir tutum içine sokar.

Çıkış noktası da tam da burada aranmalıdır.

Kürd partileri ve örgütleri dış koşulların baskısı altında bir çıkış yolu bulma arayışı içindedirler. Bu nedenle ideolojik yapılanmalarını, siyasi programlarını "ihanet-işbirlikçi" değil, bu zorunluluk içinde değerlendirmek gerekiyor. Bu gerçeklik aynı zamanda bize siyasi ve askeri birliğin çok zor ve hatta imkânsız olduğunu buna karşılık hoşgörünün gerekliliğini hatırlatıyor.

Örneğin Geçmişte ENKS'nin Rojava'ya ilişkin olarak yürüttüğü politikayı "düşmanlık" olarak değerlendirenlerden biri de bendim. Ancak Türkiye'nin Rojava'ya saldırısıyla birlikte ENKS'nin halkın çıkarlarını esas alan politik bir çalışma içine girdiğini de gördük. Bu durum bize Kürd örgütleri arasındaki yıkıcı yaklaşımların yanlış olduğunu, yapıcı olmanın yollarını aramamız gerektiğini söylüyor.

Bütün bunlar yeni siyasi yapılanma arayışı içine girmek yerine toplum yaşamı içinde faaliyet gösteren ortak kurumlaşmalara gitmenin daha doğru bir çalışma olabileceğini gösteriyor.
Örneğin çokça dillendirilen ulusal kongre yada konferans Kürdlerin hangi sorunun çözecek? Ortak ordu ve ortak meclis mi oluşturacak? Olmayacak duaya amin demenin anlamı yok.

Tartışmasız olarak çıkış noktası "Kürdlerin kendi kaderlerini tayin hakkıdır". Bir ulusun "kendi kaderini tayin hakkı" siyasi partilere bırakılacak kadar basit bir konu olamaz. Referandumla çözülmesi gereken bir sorundur. Bunun dışında meşru bir araç yoktur. Kimse başka bir yol ve yöntem de aramasın.

Sonuç olarak içinde bulunduğumuz iç ve dış koşullar nedeniyle yeni siyasi oluşumlar aramak zaman ve enerji kaybından başka bir sonuç yaratmaz. Kürd ve Kürdistan sorununun çözümüne bir katkı da sunmaz.

Yapılması gereken ulusal birlik temelinde sosyal yaşamın bütün alanlarında faaliyet gösteren hukuk, ekonomik, teknik gibi yeni ve modern kurumların inşasıdır.

Bu tür kurumların yaratılması için siyasi tartışmalara gerek yoktur. Öncelikle Kürd partileri arasında iletişimi sağlayacak 50-60 kişilik İstişare Kurulu oluşturulabilir. Kurulun çalışma yeri ve esasları bir tüzükle belirlenir. Kurul, alt birimlerle kendisini örgütler.

İstişare Kurulunun görev kapsamı ve işlevinin ne olması gerektiği kurumun kendisi kadar önemlidir. Bir ön görüş olarak bu konu ayrı bir yazıda detaylara da vurgulanarak dile getirilebilir. Doğru olanı, kurum oluştuktan sonra kendi arasında tartışarak görev kapsamını ve işleyiş esaslarını belirlemesidir.

Ancak bu kurum en az 10-15 değişik alanda faaliyet yürüten "Bilimsel Araştırma Merkezi" gibi bir kurumun oluşmasına öncülük etmelidir.

Bin yıllardır bölünüp parçalanan ve paylaşılan Kürdistan'da bu aşamada ulusal birliğin sağlanması kongre yada konferans gibi oluşumlarda aranmamalıdır. Böyle bir arayış arzu olabilir, ancak mevcut konjonktür buna uygun değildir.

Bunun yerine ulusal birliğe giden yolun döşenmesi için sözü edilen bir İstişare Kurulu çok daha reel bir tutum olabilir.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News