ala kurdistan
Ey Reqîb

Ulusal Mücadele Alanları- Hüseyin Turhallı

Ulusal Mücadele Alanları

Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınmasıyla birlikte "Legal mücadelenden tamamen çekilme-çekilmeme" tartışmaları yürütülüyor.

Leh veya aleyhte tartışmakta fayda var. Ben kolektif aklın bir dahi aklından daha üstün olduğuna inanlardanım. Zira kolektif akılda bir ruh vardır. O ruh toplumun yaşam gücü, direncidir.
Kitleler düşüncelerine duygularını da katarak ifade eder. Bu düşünceleri bir değer olarak algılamak, bunları formüle kavuşturmak ta öncünün görevidir. Öncü görevini üstlenmek bir iş bölümüdür, kişiye büyüklük bahşetmez.

Bu tartışmaları önemsiyor, değer biçiyorum.
***
Ulusal Kurtuluş mücadelesi 1990'lı yıllarda üç çalışma sahası içinde yürütülüyordu.

ı- Gerilla

Gerilla öncü güçtü, sömürgeci-işgalci güçleri ülkeden kovmak için savaş yürütüyordu. Mücadelenin temel direğini de bu güç oluşturuyordu. Gerillanın temel işlevi savaştır. Başkaca işlere bulaştırılınca bulanıklaştırıldı....

Kürdistan halkı evlatlarını bu güce katarken başına nelerin geleceğini de az çok biliyordu. Bu bedeli köy yakmalarla, göçlerle ve faili meçhullerle ödedi.

Gerilla gücü hiçbir zaman bir kurmaylık düzeyine ulaşmadı, yada ulaştırılamadı. Kurmaylık derken düşmanı ülkeden söküp atacak komple bir savaş stratejisini kastediyorum. Kendisini tekrarlayıp durdu. Zamanla eriyip marjinal duruma düştü.

60 bin fedai bir savaşçı gücünden söz ediyoruz. Bir yerde okumuştum. Amerika ve Fransa'yı Vietnam'dan kovan kadro-gerilla sayısının 2 bin kadar olduğu söyleniyordu.

Hasan Sabah 30 fedai savaşçı ile başladığı savaşta Selçuklu imparatorluğunu ve Memlük Sultanlığını yıkmıştır. Ama Kürdün 60 bin fedaisi hiçbir şey yapamıyor......!

Yeterli düzeyde savaşçı ve imkanlar olmasına rağmen etkili bir gerilla savaşı verilememiştir. Klasik gerilla taktikleri ile savaşın kazanılmayacağı da anlaşılmıştır. Gerilla savaşında kaybedişin nedeni taktiksel hatalar değil, bir savaş stratejisinin olmayışıdır. Bunun da sorumlusu elit yöneticilerdir. Bu elit yöneticiler köklü bir özeleştiri ve iç sorgulamadan geçmeden hiçbir şey düzelmez.

ıı- Diaspora

Siyasal baskılar, ekonomik zorunluluklar sonucu yerinden yurdundan edilmiş ve dünyanın dörtbir yanına dağılmış milyonlarca Kürd kitlesinin oluşturduğu devasa bir güçtür. Bu gücün temel işlevi diplomasidir. İkincil bir görev olarak diğer mücadele alanlarına maddi ve moral destek sunma gibi işlevler üstlenebilir.

Ancak bu güç çok hoyratça kullanıldı. Hatta kontr bir faaliyet içine sokuldu. Diplomasi yürütüp uluslararası alanda yer açması gerekirken şiddet eylemlerine yönlendirilerek uluslararası alanın kapatılmasına aracı yapıldı. Bu öncünün hatasıdır ve sorgulanması gereken de odur.

ııı- Legal Alan

HEP'in kurulduğu ana kadar ben şahsen legal alanın mücadeleye yarar değil, zararının olduğunu düşünenlerdendim. Ancak kitle kabarışını görünce kitlelerin "meşruluk" temelinde örgütlendirilmesi gerektiğine kendimi ikna ettim.

O dönemde legal harekete öncülük yapan arkadaşlarımızın tümü böyle bir düşünce ve hatta kaygıyla bu alandaki çalışmalara sarıldılar. Ki çoğu faili meçhullere gitti, milletvekilleri bile 10 yıldan fazla zindanda tutuldu, geriye kalan kısmı da sürgüne gitti.

Legal alan kitlelerin temsil bulduğu ve kendilerini ifade ettikleri bir alandır. Bu çerçevede değerlendirilmesi gereken "temel bir alan" olarak görülmesi gerekirken "kullanılan" bir alan olarak görüldü ve hiçbir zaman bir omurgaya sahip olmadı.

Selahattin Demirtaş döneminde bu kısmen başarıldıysa da eski alışkanlıklarından vazgeçmeyen Kürd siyasal elitinin zimni desteği ile Türk devleti Demirtaş ve ekibini tasfiye etti.

Bu alanın sağlıklı bir görev tanımı hala yapılmış değil. Kendileri de ya zindana bakıyorlar, yada dağa....
Legal partiler ulusal kurtuluşçu bir siyaset güdemez. Bu, legal siyasetin doğasına aykırıdır. Demokratik - çoğulcu bir siyaseti benimsemek ve dillendirmek zorundadır.

Bağımsız Kürdistan şiarıyla yada Kürdistan bayraklarıyla o alanda çalışma yürütülemez. Yasaları zorlar "meşruluk" temelinde bir politika yürütür.

Olur ya da olmaz, o ayrı bir konu. Ancak siyasal bir partinin temel fonksiyonlarından biri olan "iktidar olma" iradesinden de kendisini soyutlayamaz. "Türkiye partisi" söylemi bu anlamda doğru bir ifadedir.

Sonuç olarak mücadelenin temel dayanakları olan bu alan güçlerinin doğru bir görev tanımlamaları yapılmamış, doğru değerlendirilememiştir. Yapılan bu hatalara rağmen birinden geri çekilmek, mücadeleyi büsbütün çökertebilir. Örneğin kitle temsilinden vazgeçmek diplomasi ve savaş alanından geri çekilmek gibi sonuçlar yaratır.

Hiç kuşkusuz bir konsept ve program dahilinde zamanla sınırlı olmak kaydıyla bu alanların birinden veya tümünden geri çekilebilir. Ancak tepkiyle ve programsız bir geri çekilme, düşmana alan açmadan başka bir işe yaramayacaktır.

Yorumlar

Husen begi heja,
Sizin yukaridaki düsünceleriniz veya elestiriniz yerinde dir, desteliyorum.
Ama:
I - Gerillanin bsalangicinde " Birlesik Bagimsiz Kürdistan" vardi. Ve Kürdistan halkida destegini sundu ve degerli evlatlarini feda etti. fakat bu prensipler zamanla cöpe atildi.
Birlesik Bagimsiz Kürdistan icin mücadele verildiginde, bazi devletler PKK yi Ulusal bagimsizlik örgütü olarak görüyor, acik veya gizli destek veriyordu. Zamanla mücadele güclenince, PKK yöneticileri kendilerini o kada güclü gördülerki, hersiyin kaba kuvet ile hol olacagini düsündü uyguladilar.
II- Disaporayi da ayni sekilde car-cur ettiler. Zamanla Birlesik Bagimsiz Kürdistan firinden uzaklasip, beraber yasamayi hayata gecirmeye calistilar. Bunu gören dis devletler PKK ye gizli veya verdikleri geri cekmeye basladiler. TC ile olan alisverislerini tehlikeye atmaya degmiyecegi fikriyatina vardilar.
Bagimsiz devlet kurunca, zararlarini telafi edeceklerdi. Yani adamlar hakli.
II- Laegal alani ve aydinlari fazla önemsemediler, car-cur harcadilar. Kürdistan fikrinden vaaz gecince, aydilar "Internasyonalist" olmaya calistilar. Ve sonunda Türk solunun suyuna girdiler. Kürdler simdilik Türk soluna hamallik yapiyor.
Bu kafa devam edecek. Cünkü ilahiler orda, özelestiri vermeden, ourdukca, hic bir sey degismez. Türk solu onlari istedigi gibi yönlendiriyor.
Iste TC de Kürdleri tar u mar eder. HDP ve bu sistem Kürdlere karsi kuruldu.
Bu sistem Kürd uluslasmasini önlemek icindir.
Su anda disarida kalan dinamik Kürd genclerini ezdiriyorlar.
Vay vay bizim Kürdlerin haline....

kurdistani parca parca satalim.
guneybati kurdistan hazir amerikanin denetimindeyken israile satma imkanimiz var.
guney kurdistanida amerikaya satabiliriz.
amerika istiyorsa kuzey kurdistanada bir teklifle gelebilir.
guneydogu kurdistana musteri hazir hem amerika hemde israil sirada bekliyor.

Edt'den:
Satmasına satalım da tapusu bizim elimizde değil. Bizim Kürdistan'ı satma çabamız Sülün Osman'ın İstanbul Üniversitesini, Beyazıd Meydanını satmasına benzeyecek......

satip kurtulalim.
kurtleri somurge devletlerin zulmunden kurtaracak bir yoldur, hemen yok demeyin bir dusunun.
amerika istiyorsa tum kurdistani alabilir.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News