ala kurdistan
Ey Reqîb

Bir Casusun Poetikasına Giriş-Selim Temo

Türklüğe terfi etmiş tek bir kişi Kürtçe şiir yazıyor, o da casus. Hümanist Türk şiirinin külahı eline alıp düşünmesini umalım da umut olarak kalacağı kesin

Soğukoğlu bahsini, iki yazıyla tamamlamak istiyorum. Görselde şeyhin mezar taşı var. Oraya bir manzumesi yazılmış. İlk dize şöyle: “Eb-i müşfik gibiyem âlemde kadrim kim bilir.” Ne kadar ince ruhlu değil mi? Zaten memleketin sahte şeyhinden anarşistine, sosyal demokrat Fikri’sinden “devlet yetimi” Metin’ine hemen herkes Kürd’e karşı işlediği günahlar nedeniyle ince ruhundan bir şey kaybetmez. Kürtlere karşı işlenen suçlar etiğin ve kanunun konusu değildir! Sahte şecerelerle “oğlu” soyadlı payeler alan ve Türklüğe (neredeyse) terfi eden Kürtler de öyle.

Şeyhin ne kadar ince ruhlu olduğunu dört yazı boyunca anlattım. Şimdi şair tarafına geçeyim. Geçmesine geçeyim de Türkleşmiş ya da Türk olup Kürtçe şiir yazan tek kişinin İbrahim Halil Soğukoğlu olduğunu söylemiştim. Türklüğe terfi etmiş tek bir kişi Kürtçe şiir yazıyor, o da casus! Hümanist Türk şiirinin külahı eline alıp düşünmesini umalım da umut olarak kalacağı kesin. Zaten devlet ile demokrat aydınların Kürtçeye yaklaşımı aşağı yukarı aynıdır.

Tafsilatlı hali ne zaman tarih versem geciktikçe geciken kitaplarım gibi geç bir tarihte çıkacak olan “Ciranên Dûr”da (Uzak Komşular) var. Türkçeyi paranteze alan bu kitapta Cumhuriyet sonrasında “Kürt” sözcüğünü kullanan ilk şairin Mehmet Akif Ersoy olduğu yazılıdır (1924). Tabii ki Kürt kendisi olarak değil, “anasır”la birlikte anılır. Sağcı şiir hep bu damardan gider. Telaffuz etse de etmese de Kürd’ü hep anasırla anar. Yani Kürt ya da sömürgeleştirilmiş diğer halklar kendileri olarak yoktur.

Soldaki şiir de öyle. Kürd’ün bir dilinin olabileceği düşüncesi yoktur pek. Mesela Gülten Akın’ın “Öğretmen Türküleri”nde, Gevaş’ta yaşayan 19 yaşındaki bir Kürd’e sıfat olarak şöyle denir: “Akçadağ’da doğan en güzel Türkçe.” Sömürge memuru ruhlu “Doğu Şiirleri”nin bir tanesindeki “yerli” anlatıcı ise, “ne mem û zin hikâyesi / ne de ahmede hânî” bizim sevdamızı anlatamadı der. 1. Mem û Zîn hikâye değildir. 2. Xanî, “Mem û Zîn” adlı bir mesnevinin yazarıdır. Hadi yanlış bilgiyi kabul etsek bile biri metin, biri yazar! Kürt-Arap melezi Hilmi Yavuz, hazır Türklüğe terfi etmişken Kürtlerin kendilerini anlatması gerekiyorsa onu da biz yaparız, demiş olur.

Bu bahiste Kürt olmayıp Kürtçeye çeviri yapabilen tek isim ise Tonguç Ok’tur. Çevire çevire ne çevirir peki? “Cin Ali ile Berber Fil” diyeceksiniz, ama yanlış. Cevap: Komünist Manifesto! Pedagojik bir cumhuriyet refleksi bu: Kürtler aydınlatılacak! (Elbette çevirmenin bir devrimci tutsak olduğunu biliyorum, dediğim başka.) Ok’un Haziran 2011’de çıkan Komünist Manifesto çevirisi gibi Sami Tan’ın Mayıs 2011’de çıkan Komünist Manifesto çevirisi de “ilk” spotuyla tanıtılır: “Komünist Manifesto İlk Kez Kürtçede.” Oysa daha 1920’li yıllarda manifestonun önemli bir kısmı Kızıl Kürdistan’da çevrilip yayınlamıştı. M. Salih Cuma’nın daha yeni çevirisinin ilk baskısı piyasada yoktu ama 2001 tarihli ikinci baskısı bulunabiliyordu.

Soğukoğlu’nun 12 dil bildiğini yazmıştık. Eskiden istihbarat işi daha ciddi bir şeydi demek. Şimdi dil öğrenmiyorlar fazla. Bir ara Demirci Kawa kayıtlara “Devrimci Kova” diye geçmişti, zalim Dehhak ise “Zalim Dehap.” Uzun süre birlikte takılan Emre Uslu-Önder Aytaç ekürisi Osman Baydemir’in Kerboran’da yaptığı konuşmada sarf ettiği “em ê bibin dirî li ser rûyê we” (yüzünüzde diken olacağız) cümlesini “suratınıza sıçacağız” şeklinde çevirip ve günlerce bu çeviride ısrar edip siyasette seviye uyarısı yapmışlardı!

Ancak Batum göçmeni bir Gürcü olan Soğukoğlu öyle mi? Şu dilleri biliyordu: Arapça, Arnavutça, Bulgarca, Çerkesçe, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Kürtçe, Lazca, Pomakça, Romanca ve Türkçe. Donanımlı. İnternetten kopyala ve dosyaya yapıştır iddianame hazırlamıyor. Başlıca kitapları şöyle: “Hülâsatü’l-Âdâb Fî Redd’s-Serâb”, “Tulû”, “Tarikat Ehline Aid Âdâb”, “Biliş ve Görüşlerim”, “Kitâb-ı Kenzü-l Maârif”, “Mühimmât-ı Seyr ü Sülûk”, “Neticetü’l Kader Alâ Menâzilü-s Süver”, “Mebhâs-ı Ümmet-i Muhammed”, “Menâzilü-r-Ruh Ve’l-Cism”, “Makamu’r-Rûh” ve şiirlerini içeren “Divân-ı Kenz-i Şümûs.”

Söz konusu şiir kitabıyla ilgili olarak akademik bir yazıya ulaşabildim. Celal Bayar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü akademisyenlerinden Tuğba Aydoğan ve Kenan Erdoğan, beş yıl önce divanla ilgili bir makale yazmışlar: “Manisa’da Medfun Mutasavvıf Bir Şair: Seyyid İbrahim Halil Efendi ve Divanı ‘Kenzi-i Şumûs.” Aynı yıl Sever Işık ve Nevzat Eminoğlu Kürtçe şiirleri incelemişler: “Li Çiyayê Kurmênc Şêxekî Esrarengîz: Îbrahîm Xelîl Soğukoğlu û Çend Helbestên wî yên Kurdî.” Türkçe şiirler tasavvufî, Kürtçe şiirler ise öğüt dolu. Haftaya. Bugün.

Not: Şeyhin torun torbasından mailler geliyor. Cevap vermeye değmez. Yine de bir şeyi söylemek lazım: Şeyhin anılarında kaç olduğu yazmıyor ama Afrin’den çok sayıda Kürt eş almış. İçlerinden birinin torunu olmanız lazım. Dolayısıyla yüzdeliğini bilmem ama yüksek oranda Kürtlük var sizde. Benim için önemli değil, ama sizin kendinizi inkârınız için önemli sanırım!

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News