ala kurdistan
Ey Reqîb

“Biz İslam kardeşiyiz” Öyle mi? - Kadir Amaç

HZ. Ali, kendisinin halifeliğine muhalif olan  Muaviye ve haricilere bir hutmesinden şöyle seslenir: “Muhaliflerimiz camilerde bizimle beraber namaz kılabilirler. Beytülmalden onlara düşen pay taksim edilecektir.  Onlar bize saldırmadıkça, biz onlara savaş açmayacağız.”

 Aynı şekilde İbni Mülcem adında bir müslüman kendisini öldürmek için Küfe’ye gelir ve  halk bu durumdan  haberdar olur. Ali’ye gidip; “Ya imam! Seni öldürmek için adam göndermişler. Onu hemen yakalat.” demelerine rağmen, Ali onlara; “Beni öldürdü mü?” onlarda “Hayır ama öldürmek için hazırlık yapıyor.”dediler. Ali de “Hayır olmaz. Adam henüz beni öldürmedi ki” der.  

İslam tarihinde yaşanmış bu iki düşündürücü hadise, işgalçi T.C  devletinin elebaşı  olan Erdoğan ve onun yükezibun  şürekasını anımsatıyor. İslam maskeli Erdoğan ve şürekası  6 Eylül. 2014 tarihinden bu yana bebeklerimizi gözlerimizin önünde katle diyor,  kadınlarımızı çırılçıplak soyup şehir merkezlerinde teşhir  ediyor, nazık civan gençlerimizi panzerlerin arkasına  bağlayıp yerlerde sürüklüyor, burnumuzun dibinde, aydınlarımıza ve kadın siyasetçilerimize tek kurşunla infaz ediyor, cenazelerimizi defin etmemize musade etmiyor,  evlerimizi ve camilerimizi tank mervisiyle delik deşik ediyor, evimizden sokağa çıkıp ekmek almamıza  izin vermiyor ve  çıkanları keskin nişancılarla alçakça katl ediyor.

Türk milleti ise,  kelimelerle tarif edemeyeceğimiz bu  korkunç Kürt katliyamı karşısında, Musa el-Eş'ari ve Amr bin As gibi, Kürdistan davasına ve Kürdistan milletine düşman olduğunu gizlemiyor ve  Kürt dostlarından  hariç hep bir ağızdan  “oh olsun!” diyor.  

Ülkemizin ve milletimizin ahvali hali  buyken, işgalçi  Türk devletinin tedrisati rahlesinden geçen ve onun  antagonizmasıyla amel eden kösele suratlara ve sömürgeci zihinlere şunu  söylemek elzem olmuştur: Kürdistan ülkesinde, silahları bırakıp ve teslim olması gereken Kürt gerillası  değildir. Kürdistan ülkesinde, silahlarını bırakıp ve teslim olması gereken biri varsa oda işgalçi Türk devletidir. Dolayısıyla Kuzey Kürdistanlı gençlerin, işgalçi Türk devletinin barbar saldırılarına karşı kendilerini, halkını, ülkesini, korumak ve savunmak amacıyla kazdıkları hendekler ve serhildanlar meşrudur. Bu anlamda sorgulanması gereken, hendekler ve serhildanlar değildir.

 Asıl sorgulanması gereken hakikat;  Kürtlerin  ülkesini  işgal, ontolojik varlığını inkar ve fizyolojik varlığını delik deşik eden Türk devlet terörüdür. Türk devleti, devletler liginin ve Türk milleti milletler liginin, en ırkçı ve en buyurgan olanıdır. Bu manada  egemenliklerini hiç bir milletle, hiç bir düşünceyle ve hiç bir inançla paylaşmadığını, onun siyasi ajandasından ve bilim  dünyasının onun hakkında tutuğu  tarihi vesikalarda  görmek mümkündür.

Kürtlerin, IŞİD'li teröristleri  demokratikleştirmesi ve onlarla adil ve eşit şartlar içinde kardeşce yaşaması nasıl mümkün değilse; aynı şekilde Kürt milletinin,Türk devletini ve ırkçı AKP, CHP ve MHP'ye oy veren Türk toplumunu, barış ve kardeşlik noktasında ikna etmesi  ve onlarla adil ve eşit şartlar içinde kardeşce yaşamasının  mümkün olmadığını, son olarak Van’da 12 Kürt gençinin  vahşice infazıyla bir kez daha gördük.

  Dolayısıyla, Kürdistan ülkesinin hakikati ve onun yalınayaklı milletiyle ilgili bütün bilimsel ve dini delilleri toplayıp önlerine  koysak bile; yine de her ikisi, Kürdistan ülkesinin hakikatini ve Kürt milletinin ontolojik varlığını kabul etmeyecektir.  İkincisi, Tanrı, Türk devletinin  Kürt milletinin işgal altında tutuğu toprakları  terk etmesini  emir etse T.C, Tanrı’nın bu emrine itaat etmeyecektir. Hakeza, dünyanın en uygar ve en  demokratik devletleri  ve dünyanın en iyi filozofları ve  en iyi hukukçuları  bir araya gelse,  Türk devletini  bu konuda ikna edemeyecektir.

Albert Memmi, “Sömürge sömürgelerini  insanların çoğuna bahşedilen en değerli haktan yoksun bırakır ve Sömürgeciliğin sömürgeleştirilene dayattığı yasalar ve yaşam koşulları sömürge milletini  özgürlük için savaşmaya” mercbur bırakır.

Kürt milleti, tüm bu  olup  biten vahşetten sonra,  hürriyetini ve siyasal egemenliğini elde etmek için, topluca silaha sarılmaktan ve savaşmaktan başka çaresi  kalmamıştır. Kürdistanlı savaşçı  gençlerin, , sömürgeci işgalçi Türk devletinin vahşetine karşı kendini korumak ve savunmak amacıyla kazdığı hendekleri  düşman aklıyla eleştirenler büyük bir gaflet içindedir. Çünkü, TC ve AKP'nin sömürgecilik, Kürdistan, demokrasi ve İslam'i anlayışı IŞİD teröristlerinden sekiz milyar kat daha barbar olduğunu bilmeyecek kadar zavallıdırlar.

Sevgili  gençlerin bu onurlu direnişleri, orta ve uzun ölçekte Kürt milletinin topluca milli kurtuluş savaşı vermesine vesile olacağına inanıyorum. Bu anlamda, Güney ve Rojava  Kürdistan’ı  bugünkü kazanımları nasıl elde ettiğini  sorgulayabiliriz. Tabiki bu kazanımlar savaşarak elde  edilmiştir. O halde,  gençlerimizin Kürdistan ülkesini  kahramanca savunmasına sahip çıkmalıyız ve onların  öncülüğünde  millet olarak hep birlikte kendimizi savunmaya geçmeliyiz.  Eğer millet  olarak hep birlikte savunma konumuna geçmezsek, düşman her gün bizi düzüne düzüne   katl edecektir.

Bu anlamda, dindar Kürtler ne vakit vatan  savunmasını yapacak? İslam kardeşliği ve ümmet yalanlarına kanıp, Türk-Arap-Fars İslamcıların makatlarını koklamaya  devam mı edecek; yoksa Kürdistan ülkesini ve yalınayaklı milletini savunan ve koruyan gençlerin saflarında yer alarak veya başka cepheler oluşturarak tıpkı HZ.  Muhammed peygamber gibi vatanları için savaşaarak  şehit mi olacak?  

Bu kardeşlerimize, vatan  ve siyasal egemenlik meselesinde şu  iki örneği paylaşmak  istiyorum: Kureyş ve Havazın kabileleri arasında dört yıl süren bir savaş (Ficar savaşı) vardır. HZ. Muhammed peygamber 14 yaşında amcasıyla birlikte bu savaşa katılır ve hiç bir zaman pişman olmadığını söyler. HZ. Muhammed savaş sırasında atılan okları toplayıp Kureyşli savaşcılara verir.

İkincisi;  hani Habil, kardeşi Kabil’e şöyle demişti: Sevgili kardeşim, yönetimi, yönetmeyi ve mülkiyeti, adalet ve hukuk karinesiyle birlikte belirlemeliyiz.

Kabil: hayır dedi! Ben seni yönetmeye ortak edemem; ancak sen benim verdiğim kararlara uyarsın. Habil, kardeşi Kabil'e şöyle karşılık verdi: Sevgili kardeşim, düşüncelerinizi çok kibirli ve mustekbirce görüyorum. Eğer sevgili babamız bu diyaloğumuzdan haberdar olursa, mutlaka seni sevgiye ve adalete davet edecektir. Böylece Kabil, egemenliğini kardeşi Habil'le ortak paylaşmamaya karar verdi ve sonra onu gizlice katl etti. 

Kadir Amaç

[email protected]

Yorumlar

Kürdistan,mücadelesini sürdürdügü ulusal kurtulus savasi cok kapsamlidir.Bunun sebebi,ülkemizin büyük oldugu kadar,insanin nimet sagladigi zenginliklere sahip olmasidir.Bundan dolayi Kürdistanda bir karis yer kapan sömürgeciler,kendilerine ait öz ülkelerinin yok olmasina bile sebeb olabiliyor,cilginlasiyorlar.Tabiki bu genis mücadelede,izah edilecek diller,konular,insanlar,halifeler,krallar,hükümetler olacaktir.Sayin yazar,sizin örnek verdiginiz,HZ. Aliye seni öldürmeye geldiler,onu yakalat,cümlesini ilk sizden duyuyorum.Ayrica Habil,Kabil kardeslerin yönetim konusunu tartistiginida sizden duyuyorum.Habil,Kabil kardeslerin katli olmustur ama yönetim konusunda degildir.

   Biz esas meselemize gelelim.Kürdistana ,kasirga,sel,veya isid,el-nusra,bulasici hastalikalri gibi dalan,Türk devleti önüne geleni katl edip,yakip yikiyor.Kürdistan da bazi kesimler bu felaketin boyutunu ve neticesini kestiremedigi görülüyor.Meselenin getirecegi felaketler anlasilincaya kadar is isten gecmis olacaktir.Azgin ve kudurmus,Türk barbar yamyamlarini durdurmak icin gelir getiren ve ulasim sagliyan her yer,mesken alet arac imha edilmelidir.(Gaz ve Petrol boru hatlari,Karayolari.Demiryollari,Elektirik tasiyan,yüksek gerilimhat ve trafolari) na eylem yapilmalidir.Türk devletine darbe indirilip takatsiz birakilmazsa,Kürdistan ve halkinin hali ,dumandir.Yok edceklerini her gün en yetkili kisiler söylüyorlar!!!

agzina saglik !

bu alcak türk devleti , islamiyetle hicbir alakasi yoktur. bunlar en temel insani durus ve saygiyi bilmemektedir. hak hukuk mu taniyacaklar. bakin helmut`larin  john´larin saronlarin attigi kemigi cok severler. yabanci gemileri, yabanci müzigi, icki ile de aralari iyi. birtek ramazanda bir ay biraz düzgün dururlar . sonra kaldigi yerden devam. 

birde bizim milliyetciler vardir : isleri gücleri en güclü ve en etkin kürd hareketine , düsman ile agiz birliginde geri kalmadan ,hakaret , küfür , asagilama vs. buna da elestiri hakki diyorlar.

daha düsmana bir tas dahi atamamistir.

bizimkiler iyide siir yazarlar. oturduklari yerde herseyi devirirler , kurarlar. nasil yapiyorsun bunlari diye sordugunda "zamani geldiginde anlatirim " naralari atmaktadirlar.  su olay böyle oldu dediginiz zaman, öyle degildi seni kandirmislar cevabi veriyorlar. asla olaya tam olarak cevap vermezler. 

maddi yardimlari yoktur

yürüyüs ve protestolara katilmazlar (bulunduklari ülkede huzursuzluk yaratmamak icin)

hicbir kitlesel eylemlilikleri yoktur

savasmayi bilmezler (istemezlerde) 

siyaset arenasinda bulunmazlar 

en iyi bildikleri is : PKK ve APO düsmanligi

agizlarini actiklari zamanda bagimsiz kürdistandan asagi birsey kabul etmezler.

ax ax ax biz bunlari ne yapacagiz...?

 

Kimdirler bu Türkler diye birileri sorsa ben şöyle tarif ederim Türkleri: Türkler ne Müslümandırlar,ne Hristiyandırlar ne Yahudidirler, ne Budisttirler ne de başka bir dindendirler.

Dini olmayanın mezhebi hiç olmaz haliyle. Bu münasebeple Alevileri hiç sevmezler.Buna karşın Aleviler de onlara bayılır nedense.

Türklerin Alevilerden önce en çok nefret ettikleri Yahudilerdir,sonra Ezidilerdir sonra Hristiyanlardır.Türklerle beraber yaşayan herkes çok iyi bilir ki Türkler birilerine çok kızdıkları vakit ve karşısındaki de kötülük yapmış zalim bir Türkse ona tıpkı sen bir Yahudisin diye hakaret ederler.Türkiyede yaşayan Yahudilerde bunu çok iyi bilir.

Yine günlük yaşamlarında Türkler kötü olan herşeyi yaparlar.Hem de hiç bir dinin kabul etmeyeceği hırsızlık,yalan,dolan,zina,cinayet ve aklının alamayacağı her türlü kötülüğü yaparalar ama bunu yaparken ulan senin yaptığını gavurlar yapmaz diye birbirlerine çıkışırlar..Burda da gavurlar denildiğinde Hristiyanlar kast edilir.

Türklerin en sevmediği toplumlar olarak bir sıralama yaparsanız en önce Kürdler gelir.Sonrasında İsrailliler,Ermeniler,Yunanlılar,Ruslar ve Amerikalılar gelir.Türklere göre onlara yapılan kötülüklerin en büyük sebepleri bu toplumlardır.. Ama buna karşın Türkler büyük bir ikiyüzlülükle bütün bu toplumlarla iyi ilişkiler içinde görünmeye çalışır,onları sevip saydığını vs.söyler.

Türkler müslüman filan da değildirler.Burda yine ikiyüzlülük yapıyorlar.Eğer ki sen ben şu dindenim bu dindenim deyip o dinin gereklerini yapmıyorsan sen o dinden olamazsın!

Ben müslümanım deyip müslümanlığın şartlarını yerine getirmiyorsan müslümanım deme hakkın olmaz.Olmamalı. "Ee o halde haşşa tövbe ben Tanrıyım dediğinde Tanrı mı olmuş olursun"?

Peki Türkler nedir?

Kısaca söyleyeyim.Türkler: Karadenizde Nataşacıdırlar.Aynı saat içinde hem hanımları ile olurlar hemde Gürcistan,Ukranya,Azerbaycan vd. komşu ülke hanımları ile birlikte olurlar..Akdenizde,Bodrum,Kuşadası,Marmaris,Fethiye vd.kıyı kentlerinde Çırılçıplaktırlar,Konya,Kayseri,Bursa,Yozgat iç anadolu ve farklı yerlerde türbancıdırlar.Ama  her gün içki içen türbancılardan.Hem öyledirler hem Atatürkçü ve Laiklikçidirler..Laiklikçi ile türbancılar arasındaki farkları bilenler bunların aynı anda aynı şeyler olamayacaklarını iyi bilirler.

Ha İstanbulu es geçmeyelim çünkü Türklerin büyük bir nüfusu burada yaşamaktadır.İstanbulda da Türkler;Karaköylü Kerhanecidirler..Birileri kızacak bana biliyorum ama O danışman Ethyen Mahcupyanın akrabası olan kerhaneci Manukyan TC'nin vergi rekortmeni değilmiydi?Ee o vergilerden de Türk Cumhurbaşkanı Recep Erdoğanın,Diyanet başkanı Mehmet Görmezin,Türk genel kurmayının maaşaları verilmiyormuydu??

Dünyanın hiç bir yerinde cenazeye tecevüz edildiği görülmüşmüdür?Dünyanın hiç bir yerinde kızına karşı Şehvet duyguları besleyebilirsin dediğini duydunuz mu? Bunları ancak bir Türkler yapar bir de Moğol artığı vahşi barbar Türkler yapar..Sırf geçen ay yani Aralıkta Türk basınında çıktı Fethiyede iki kişi öz kızlarına tecavüzden yakalanmışlardı..Demek ki ilham kaynakları Türk diyaneti'ymiş de haberimiz ancak olmuş.

Bunları niye yazdım? Şu sebeple yazdım..Türklerin nasıl yaşadıkları ne yedikleri ne içtikleri ne giydikleri beni alakadar etmez,etmiyor.Yazdım bunları çünkü bu ikiyüzlülüklerle biz din kardeşiyiz safsatalığını kulanarak Halkıma olan KÜRD'E zulüm ediyor..E de hadi şimdi söyleyin bakim bu Türklerin dini nedir..?

Vallahi de billahi de bunlar dinsizdir..

Kadir Amaç bütün bunları aklımıza sen getirdin.İyi ettin.Yazın çok aydınlatıcı.Ama Türk diyanetinin Aleviler ile evlenilmez,bir insanın öz kızına karşı 9 yaşından sonra şevhet duyguları gelebilir fetvalarını yazmamışsın.Bu konuda bir çok yazı bekliyoruz senden..Selam ve saygılarımla..

Sayin Kardesim Kadir bey, bu yazdiginiz düsüncelerinize katiliyor ve Size tesekkür ediyorum.

Biz artik bagimsizlikdan baska hic bir seyi kabul etmemeliyiz.

Birde asagidaki Imam Ali meselesi bence dogrudur!

Ali’ye gidip; “Ya imam! Seni öldürmek için adam göndermişler. Onu hemen yakalat.” demelerine rağmen, Ali onlara; “Beni öldürdü mü?” onlarda “Hayır ama öldürmek için hazırlık yapıyor.”dediler. Ali de “Hayır olmaz. Adam henüz beni öldürmedi ki” der.

Cünkü Ali bilegine saglam ama kafasi calismayan biriymis.

Bakmayin Siz ona bazi güzel söylencelerin yakistirilmasina.

Beton Kemal`ede dogru-yanlis cok söylence, irkci türkler tarafindan, yakistirilmistir.

Her sey "Birlesik Bagimsiz Kürdistan" icin..........................................

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Toplum

Alevi kavramının kullanılmasının en fazla 140 yıllık bir tarihi vardır. Osmanlı döneminde, İkinci Abdülhamid’den önce, Alevi kavramının kullanıldığı görülmemektedir.