ala kurdistan
Ey Reqîb

Devletsizliğin En Hazin Tablosu: HALEPÇE

Irak’ta Saddam diktatörlüğü döneminde gerçekleştirilen Halepçe katliamı, Kürdlerin trajedisini bütün dünyaya duyuran bir katliam olarak tarihe gecti.
Halepçe Katliamı; mazlum bir halkın yüz yıllık trajedisinin özeti gibidir… Bir halk ki, önce ulusal varlığı emperyalist planlara kurban edilmiş sonra bölge (Ortadoğu) gericiliklerinin baskı ve asimilasyon politikalarıyla yüz yüze bırakılmıştır. Bir halk ki, yok saymaya karşı her direniş ve mücadelesi hep katliamlarla bastırılmaya çalışılmış…
 
İşte Irak’ta Saddam diktatörlüğü döneminde 16 Mart 1988’de gerçekleştirilen Halepçe katliamı, Kürdlerin trajedisini bütün dünyaya duyuran bir katliam olarak tarihe geçti. Ancak Halepçe, Kürdlerin uğradığı ne ilk ve ne son katliamdı.
 
Kısa Tarihçe
 
1916’da İngiliz ve Fransız emperyalistleri arasında imzalanan ve daha sonra Rusya’nın da dahil olduğu Sykes-Picot Anlaşması -ki, bu gizli anlaşmayı Ekim Devrimi’nden sonra Lenin dünyaya ifşa etmiştir- Kürdistan coğrafyasının dörde bölünmesini öngörüyor, Kürtlere statüsüzlüğü dayatıyordu. Kürdistan coğrafyasının güneyini kapsayan Irak, 1958’e kadar İngiliz emperyalizminin himayesinde bir krallıkla yönetildi. 1958’de Abdülkerim Kasım öncülüğünde krallığa ve emperyalizme karşı örgütlenen ‘ilerici subaylar’ krallığı devirmiş; Kasım, o dönem Sovyetler Birliği’nde bulunan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Lideri Molla Mustafa Barzani’yi ülkeye davet etmişti -ki Barzani, Ocak 1946’da Doğu Kürdistan’da kurulan Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’ne katılmış ama Kürdistan Cumhuriyeti yıkılınca Sovyetler Birliği’ne sığınmıştı. Kasım döneminde hazırlanan anayasada Kürtlerin ulusal hakları teminat altına alınsa da bu çalkantılı dönemde Kürtlerin özerkliği konusunda gerekli adımlar atılmadı ve Kasım, 1963’te Albay Abdülselam Arif ve Baas Partisinin birlikte düzenlediği darbe ile devrilmişti. 1969’da Baas yönetimi tamamen ele geçirmiş ve 1979’da resmen başkan olan Saddam Hüseyin ülkeyi fiilen yönetmeye başlamıştı. Saddam da 1970’te Molla Mustafa Barzani ile Kürdlere özerkliği öngören bir anlaşma imzalamış, ancak bu kez de anlaşmanın uygulanmaması nedeniyle Kürdler silahlı mücadeleye başlamıştı. Bu dönem boyunca Irak’a karşı Kürdleri destekleyen İran Şahı, 1975’te Saddam ile Cezayir Anlaşması’nı imzalamış ve yüz üstü kalan Kürdler Saddam rejiminin katliamlarına maruz kalmıştı. İran’da 1979’da batılı emperyalistlerin bölgedeki en önemli dayanaklarından biri olan Şah rejimini yıkan devrim gerçekleşmiş ve Humeyni öncülündeki mollalar iktidarı ele geçirmişti. Saddam 1980’de ABD başta olmak üzere batılı emperyalistlerin kışkırtmasıyla İran’a savaş açtı. 1988’e kadar süren savaş sürecinde İran, Saddam rejimini zayıflatmak için Kürtleri desteklemiş ve Baas rejimi de birçok Kürt yerleşim yerinin boşaltılmasına yol açan katliamlarını sürdürmüştü.
 
Ortadoğu’nun Hiroşima’sı
 
Baas rejiminin Kürdlere karşı adına Enfal adı verilen operasyonlarının yoğunlaştığı bir dönemde (mart 1988’de) İran ordusu Irak’a karşı bir taarruza başlamış ve bu dönemde İran’la anlaşan Celal Talabani’nin öncülündeki Kürdistan Yurtseverler Birliğine bağlı peşmergeler İran sınırındaki Halepçe’ye girmişti. Halepçe’nin kurtarılması Kürtlerde büyük sevinç yaratmış ve bu nedenle Kürd isyanının yayılmasından korkan Irak ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı olan Korgeneral Ali Hasan el Mecit, ordusuna Kürdlere karşı zehirli gaz bombalarını kullanma emrini vermişti. 16 Mart 1988’de zehirli gaz bombalarını taşıyan 8 rejim uçağı Halepçe kasabasına bombardıman düzenledi. ‘Hardal’ ve ‘sarin’ gazları olarak bilinen öldürücü kimyasal bombalarla yapılan ve 3 gün boyunca sürdürülen bu bombardımanda çoğu çocuk ve kadın 5 bini aşkın sivil zehirlenerek ya da yanarak öldü ve yaklaşık 10 bin kişi ağır derecede yaralandı. Sadece insanları değil, bütün canlıları yok eden bu kimyasal saldırının öldürücü etkisi yıllarca sürdü -ki, bu saldırının yarattığı tahribatlar nedeniyle günümüze kadar yaşamını yitirenlerin 40 bin ve sakat kalanların ise 60 bin kişiyi bulduğu belirtiliyor.
 
Baas rejimi bu zehirli gaz bombalarının yapımında kullanılan kimyasal maddeleri Alman, ABD, İngiliz ve Fransız şirketlerinden almış, o dönem İran’a karşı Saddam’ı destekleyen batılı emperyalistler bu katliam karşısında sessiz kalmıştı.
 
Bilindiği gibi Saddam’ın 1990’da hak iddiası üzerinden Kuveyt’i işgal etmesi, ABD ile ilişkilerinin bozulmasına ve ABD öncülüğündeki ‘Koalisyon Güçleri’nin tarihe ‘Birinci Körfez Savaşı’ olarak geçen müdahalesine yol açmıştı. 2001 11 Eylül olaylarından sonra ABD adına Büyük/Genişletilmiş Ortadoğu Projesi dediği yeni bir müdahale politikasına yönelmiş ve Afganistan’dan sonra ilk müdahale merkezi yine Irak olmuştu. Mart 2003’te başlayan bu müdahalenin ardından Saddam rejimi devrilmiş ve Kürdler, Güney Kürdistan’da Kürdistan Bölgesel Yönetimini oluşturmuştu. Irak Temyiz Mahkemesi, katliamdan 22 yıl sonra 2010’da Halepçe Katliamı’nın ‘soykırım’ olduğunu resmen kabul etti.
 
 
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News