ala kurdistan
Ey Reqîb

Erdoğan’ı Zor Günler Bekliyor -Nurettin Yıldırım

Bu seçimin Erdoğan ve iktidarı için sonun başlangıcı niteliğinde sonuçları olmuştur.

Erdoğan ve sultası için pek çok kimse tarafından yapılan “sonun başlangıcı” tanımı bu seçimin ve sonuçlarını en iyi ifade eden tanım oluyor.

Nitekim, 31 Mart seçimleri ve ortaya çıkan sonuçlarına dair iç ve dış basında yapılan yorum ve değerlendirmelerin hemen hemen hepsinde buna benzer içerikte tespitlere rastlamak mümkün. Yapılan değerlendirmelerin ağırlıklı görülen ortak yanları, Erdoğan ve sisteminin uğradığı hasar ve kayıplara dair tespitler var. Bir çok siyaset analisti ve yorumcu seçim sonuçlarında ortaya çıkan tabloyu Erdoğan ve iktidarının geleceğine dair “sonun başlangıcı” şeklinde başlıkları kullandıklarını görüyoruz.

Bu seçim darbesi Erdoğan ve iktidarını vuran ikinci büyük deprem oluyor. Bunun hasarı belli ki, daha ağır.

Erdoğan ve partisi AKP, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde de çıkan sonuçlardan buna benzer şekilde sarsılmış ve darbelenmişti. 7 Haziran ve 31 Mart , bu her iki seçimin sonuçları birbirine benzer özellikler ihtiva etmekle birlikte pek tabi bu son gelenin darbesi daha sarsıcı olmuştur.

Unutulmamalı ki, hem 7 Haziran genel seçimlerinde hem bu yerel seçimlerin sonuçları üzerinde etkide bulunan ve Erdoğan iktidarının sarsılmasında belirleyici olan aktör aynıdır, yine saha da olan HDP ve Kürd seçmenleridir.

7 haziran 2015 seçimlerinde HDP Kuzey Kürdistan’ da ve Türkiye metropollerinde Kürd seçmenlerinden aldığı büyük destekle AKP’ ye şoke uğratmış ve sayısal olarak ona büyük bir kayıp yaşatmıştı. O dönem yüzde onluk baraj meselesi nedeniyle HDP’nin beklenmedik çıkışı ve Kürdistan’daki başarısı üzerine gelen sonuç AKP ve düzen güçlerinin tümü üzerinde sürpriz nitelikte hatta beklenmedik şok edici bir hamle olarak yankı buldu.

7. Haziran seçim başarısını hazmedemeyen Erdoğan yönetimindeki Türk rejimi bütün gücüyle Kürdlere, HDP’ye ve direnen muhalefete karşı o gündür bu gündür nasıl bir pervasızlıkta saldırdığını herkesin malumu. Faşizm dehşetini Katliam,kıyyam, kayyum, yıkım, gasp, talan ne varsa her düzeyde gösterdi. Ama değişen bir şey olmadı. HDP ve Kürdler yine var, yine yapacağını yaptılar. Yine allak bullak olan kendileri oldu.

Bu son seçim tablosunda da anlaşıldığı gibi Erdoğan ve iktidarı başarılı olaması bir yana beklenmedik yerde darbe yemekten kurtulamadılar. Kürdistan’da HDP’ yi bitirmek üzerinden yol almak ve sonuca gitmek isterlerken, hiç beklemedikleri Türkiye yakasında HDP darbesiyle ikinci bir şok darbesini yediler. “Ava giden avlanır” benzeri bir tuzağa düştüler.

HDP’nin seçim stratejisi sonuç itibarıyla başarılı olmuştur. Tıpa tıp olmasa da, 7 Haziran’a benzer nitelikte ikinci bir başarı hamlesine imza atmıştır. Bu seçimde önemli olan ne kadar oy alıp verdiği, nereyi nasıl kazandığı, ya da kaybettiğinden çok rejimin oyun kurallarını ve dayatmalarını bozmak ve gidişatı belirlemede rol oynamasıdır. Bu anlamıyla HDP başarılı olmuştur. Kürdistanda yaşanan diğer anlamdaki kısmı düşüşler gibi yetersiz kalan yanları, kusurları süreç içinde telafisi her zaman mümkündür.

Anlaşılan o ki, Erdoğan ve Cumhur ittifakı böyle bir sonucu beklemiyordu. Kürdlerin Türkiye metropollerinde CHP ve adaylarına oy vereceğini tahmin etmiyordu. Dolaysıyla HDP desteğiyle AKP Türkiye metropollerinin Bursa hariç İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Mersin, gibi bütün büyük

şehirlerde gücünü kaybetti. Bu onun için büyük bir darbedir. Büyük bir ekonomik beslenme güç kaynağını, ihale, hırsızlık ve rant musluklarını yittirdi. Bütün bu imkanları yittirmesi çok önemlidir.

Bu kayıplar Erdoğan ve Cumhur ittifakına faturası ağır olacaktır. Onun için bir şok dalgası içinde ne yapacaklarını bilememekteler. “İstanbul’u verelim mi, vermeyelim mi” konusunda karasız ve bolcalamaktalar. Galiba devlet düzeyinde tartışılmakta bunun iç ve dış kamuoyu etki ve tepkilerini ölçmeye çalışıyorlar. Şimdilik itiraz ve oyların yeniden sayımı gibi sözde yasal süreçleri işleterek zaman kazanmaya çalışıyorlar. Sonuçlar nasıl olacak bilinmiyor. İstanbul’u CHP’ ye verecek gibi görünmüyorlar.

Bu seçimde önemli büyük şehirlerde güç kaybeden Erdoğan ve iktidarını zor günler beklemektedir. Ekonomik sorunlardan, siyasal olarak iç ve dış gelişmeler bağlamında çok ciddi zorlamalarla karşı karşıya kalacak. S. 400’ ler ve F.35 ler meselesi gibi ABD ve Rusya arasında gel gitlerde karar vermek zorunda. Süriye, İdlib ve Kürd meselesinin yakıcılığı öyle veya böyle Erdoğan ve rejimini zorlayacaktır.

Yine Süriye denkleminin en önemli tarafı, aktörü, Kürdlerdir. İŞİD' e karşı savaşı kazandılar. Türkiye’ de zorbalık sarsılıyor. Katlanılır vede sürdürülebilir sınırı kalmamıştır. Açlık grevleri, ölümler ve eylemlerde artan öfke patlamaları her an çok başka durum everilmelerine gebedir.

İŞİD'in yenilgisi DSG'nin zaferi bölgede yeni bir çığır anlamında etkiye sahip koşulları sağlamıştır. Gider ayak sonuçları tahminlerin de ötesinde olacağa benzemektedir.

DAIŞ eliyle yaşanan, yaşatılan onca katliam ve trajedi üzerinden nihayetinde Uluslararası bir mahkeme ve yargı kaçınılmaz olarak mutlaka gündeme gelecektir. Olası bir yargı halinde bütün gerçekler çıplak bir şekilde ortaya çıkacak (suçlu ve suçsuz yanlarıyla) herkes payına düşeni alacaktır. Burda en çok alacak, vereceği olanın Erdoğan ve TC payına düşeceğinden kimsenin kuşkusu yoktur. Bu temelde hakkaniyet mutlaka yerini bulacaktır.

Kürdler Süriye ‘deki savaş pratiği içinde insan halk ve özgürlükleri ile, demokratik değerlerin korunması ve bu temelde güvenliğin sağlanması kapsamında organize oldular, savaştılar, kazandılar ve insanlık karşısında onure oldular.

Kürdlerin yürüttükleri mücadele ve öngördükleri yönetim modeli de bugün için en umut vadeden bir politik yol ve tasarım olarak hayat buluyor.

Mevcut durumda İŞİD yenilip, dağıldıysa da, bölgede İŞİD vb insanlık düşmanı ırkçı,karanlık güçlerin yeniden üreme tehlikesi her zaman vardır. Bu tehlikenin bertaraf edilmesinin yolu Kürdilerden geçtiği bütün ispatlarıyla ortada duruyor. Bu nedenle iş burda bitmiyor. Bölgenin mevcut konjonktürü içinde Kürdler dört tarafı çevrili düşmanlarıyla bahsedebilmek ve kazanımlarını korumak için bütün uluslararası güçlere ihtiyaç duyduğu kadar, uluslararası güçlerde aynı oranda insanlık değerlerini sahiplenme adına Kürdlerin varlığına ve kazanımlarına derin bir gereksinim duymaktadır. Bu terazinin her iki tarafını dengeleyen ağırlık gibidir. Birbirini tutarak yol alma dengesi kaçınılmaz olarak bundan sonra daha fazla işlerlik kazanacaktır. Dolaysıyla Kürdlerin geleceği dost, düşman herkes için çok daha önemli bir hale gelecektir.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News