ala kurdistan
Ey Reqîb

İçişleri Bakanlığından PKK Raporu-Yavuz Özcan

İçişleri Bakanlığının 23 Nisan’da hazırladığı bir raporla, PKK ile yürütülen mücadelenin hangi aşamada olduğunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunduğu belirtiliyor.

Bakanlığın, 3 Mayıs günü ise Twitter hesabından bu raporda yer alan iki tabloyu verileri değiştirerek yayınladığı iddia ediliyor. Birinci tablo, 2016 ve 2017 yıllarının ilk dört ayında gerçekleşen PKK’ye katılım rakamlarını, ikinci tablo son dört ayda PKK saflarından ayrılan örgüt üyelerini yansıtıyor.

Birinci tabloya göre 2016 yılının ilk dört ayında PKK’ye toplam katılım 415 iken 2017 yılında bu rakam 41’e düşmüş. Paylaşılan tabloya göre, net yüzde 90’lık bir düşüş söz konusu. 2016 verileri 2015 verileriyle kıyaslandığında bu kez de yüzde 60’ı bulan bir düşüş karşımıza çıkıyor.  Oysa raporun bizzat kendisinde 2016 yılının ilk dört ayında PKK’ye toplam katılım 1033 kişinin, 2017 yılının ilk dört ayındaysa 331 kişinin katıldığı belirtilmiş.

Bakanlık geçmiş yıllarda bu katılımların 4 katı olduğunu belirtirken, örgüte katılımları düşüren nedenleri, 2014 yılında devletin yaptığı stratejik değişiklikle uyguladığı topyekün mücadele stratejisi olduğunu belirtiyor.

Uygulanan bu strateji ile PKK’nin hakimiyet sağladığı alanların tümünde, preslenerek ağır kayıplar verdirildiği ve sivil kesimden büyük oranda tecrit edildiği, manevra ve hareket kabiliyetinin köreltildiği iddia edilmekte.

Raporda, “Terör örgütünün toplumla temas eden kanalları, şehir yapılanması ve bu yapılanmayı barındıran, lojistik destek sunan, legal alanda siyaset yaptığını iddia eden kesim önemli oranda işlevsiz hale getirildi. Örgütün kendi coğrafik yapılanmasıyla eyalet ve bölge olarak tabir ettiği alanlarla iletişim, koordinasyon tamamen yapılan başarılı operasyonlarla dağıtıldı ve işlevsiz hale getirildi. Hem alan hakimiyeti sağladığını düşündüğü alanları, hem de terör örgütüne destek, lojistik imkan sağlayan, moral ve psikolojik üstünlük sağlayan HDP içindeki isimler ayıklandı” ifadelerine yer veriliyor.

Raporda, “Terör örgütü artık eskisi gibi elini kolunu sallayarak hiçbir yerleşkeye ulaşamıyor. Dağ kadrosu ile yerleşkelerde bulunan kadrolar arasında teması sağlayan milis ve kurye gibi ara birimler operasyonlarla imha edildi” deniliyor.  

Savaş yorgunluğu

Raporda, PKK’ye katılımları düşüren bir diğer faktörün ise, savaş yorgunluğu olduğu belirtiliyor: “Terör örgütünün 33 yıldır sürdürdüğü terör eylemleri bölge halkında çok ciddi Travma yarattı, bölge ekonomisi iflas noktasına geldi. Terör nedeniyle kepenklerin zorla kapatılması işsizlik ve yoksulluğu ciddi bir biçimde körükledi.”

PKK eşittir PYD, YPG

Rapor, PKK’ye katılışların en önemli nedenlerden birini de, Kürd gençlerinin Kandil’e çıkmak yerine YPG’ye katılıyor olmasına bağlıyor. Raporda, “PKK terör örgütü yerine, gidenlerin çoğunluğu terör örgütünün Suriye kolu olan YPG’yi mevcut imkanların daha fazla olmasından, dünya medyasının ilgi ve alakasından bu alana katılımlar da yüksek oranlarda olduğu tespit edilmişdir” yorumuna yer veriliyor.

Raporun bu bölümü, YPG’nin Türkiye için nasıl bir tehlike olduğu ve PKK-YPG ilişkisi üzerinde genişçe duruluyor. Bu raporun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinde ABD Başkanı Donald Trump’a sunulması bekleniyor…

Raporda ayrıca, “Terör örgütü PKK yerine Suriye kolu olan YPG’ye gidenlerin popüler olma talebini bu imkanlar karşılıyor. YPG saflarında savaştırdığı her elemanına her ay 180 dolar maaş veriyor. Giyecek, yeme içme, sigara gibi ihtiyaçlar ayrıca karşılanıyor. Ulaşım motorlu araçlarla sağlanıyor. Ayrıca terör örgütü PKK, YPG’ye katılımları teşvik ettiği tespit edilmiştir. Şahin Cilo' kod adlı terörist Ferhad Abdi Şahin, bir dönem terör örgütü PKK’nın Avrupa sorumlusu olarak görevlendirilmiş ve PKK terör örgütünün merkezi kadrolarında biri olan Cilo YPG güçlerini koordine etmekte, Bahoz Erdal kod isimli Feyman Hüseyin’de YPG sorumlusu olarak terör örgütü PKK tarafından görevlendirilmiştir. Yüzlerce Suriye uyruklu PKK mensubu YPG’yi sevk ve idare etmektedir. PKK’nin Suriye kolu Cemal kod isimli Murat Karayılan tarafından yönetilmektedir” ifadelerine yer veriliyor.

“Silahlı Kuvvetlerimiz bu kış terör örgütü ile mücadelede bilinen tüm ezberleri bozmuştur” ifadelerine yer verilen raporda, “Kış şartlarını kendisi için avantaj, terör örgütü için dezavantaja çevirdi. Özellikle, Dersim, Diyarbakır, Bingöl, Bitlis, Mardin, Van, Şırnak, Hakkari, Muş ve Bitlis’te örgütün kadrolarının barındığı üslere, kimi yerlerde 6 metreyi bulan kar koşullarında seri operasyonlar gerçekleştirdi. Örgütün yaz aylarında yapacağı eylemler için hazırladığı lojistik ve hazırlıklar ve cephanelikleri nokta operasyonlarıyla yok edildi” deniliyor.

‘Alana hakim olan savaşa hakim olur’

2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel denetiminde, Şırnak’ın Bestler - Dereler bölgesinde kapsamlı bir operasyon başlatıldığı ve pek çok noktada çatışmalar yaşandığı kaydedilen raporda, “TSK’nın girdiği alan PKK tarafından Botan olarak tanımlanıyor ve terör örgütü açısından stratejik öneme sahip. Çünkü bu coğrafya Haftanin, Behdinan ve Gare üs ve kamplarını, Kasrik Boğazı ve Şenoba güzergahı üzerinden Kato ve Cudi dağlarına bağlıyor” ifadelerine yer veriliyor.

“Amaç yatay ve dikey olarak Sinaht-Behdinan-Gare-Haftanin hattı ile Kato dağı arasındaki her türlü irtibatı; kadro, cephane, lojistik, gidiş ve geliş yollarını kesmek. Kato ve Cudi, sınır hattından gelen her türlü kadro ve cephanenin toplandığı, buradan da Yurdun diğer bölgelerine ve örgüt kampları ve üslerine aktarıldığı stratejik dağıtım merkezleri” ifadeleriyle operasyonlardaki amacın açıklandığı raporda, “Ordu birliklerimiz sınır hattında, Cudi’de ve Kato’daki stratejik yükseltileri, tepe ve mevzileri ele geçirmek istiyor. Çünkü ‘gerilla’ mücadelesinde altın bir kural var. Araziye hakim olan alana hakim olur. Alana hakim olan savaşa hakim olur” ifadeleri yer alıyor.

Raporda ayrıca, “Aynı şekilde Çukurca - Şemdinli hattı bulunmakta. Bu hatta örgütün Avaşin (Dağlıcı karşısı), Metina (Çukurca karşısı), Zap, Hakurk ve Kandil gibi stratejik açıdan büyük önem taşıyan üsleri ve kampları var. Bu coğrafyayı önemli kılan, Zagros Dağları ve Şekif Dağı. Sarp, yalçın vadiler, dik kayalıklar ve tepeler, bu coğrafyada kalıcı olmayı zorlaştırıyor. Bu faktör de dahil olmak üzere, her iki dağın ülkemiz ile geçişi sağlayan güzergahları üzerinde mutlak hakimiyet sağlanması gerekmektedir. Ordumuzun bugüne kadar elde ettiği başarılar önümüzdeki sürecinde teminatıdır. Allah’ın izniyle bu meseleyi çözeceğiz” deniliyor.

Yorumlar

Hala meselenin çözümünü öldürmede gören bir zihniyet ve 90 lardan daha geri. O zamanlar hiç olmazssa "bitirdikten sonra siyasi reform" sözleri ediliyordu ara sira.

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News