ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürdistan Aydınlarına Açık Mektup- E. Neco

Kurdistan siyaseti Kurd diline değer vermediği gibi okumadığı ve siyaseti Türkçe ile yaptığı için maalesef bu yazıyı Türkçe yazmak zorunda kaldım. Ayrıca bu benim ilk Türkçe yazımdır. Ben bunu özellikle analarının dilinden utanan ve Türkçeyi dillerine pelesenk eden kesim ( Kurd siyaseti ) için bir uyarı niteliğinde yapıyorum. Bu yazı, yozlaşan Kürdistan siyaseti ve siyasi kişiliklere bir tepki ve uyari içindir. Bu yazı, son beş yılda terörist devletler ve çeteleri tarafından öldürülen yüzbin Kurdistan gençlerinin ruhu içindir. Bu yazı içerisinde birtakım kopukluklar olacaktır, aslında bir çok konu bir çok makaleye konu olabilecek içerik taşıyor, ama ben bir sanatçı, araştırmacı ve eğitimci olarak, Kurd dilinin ve kültürünün bir emekçisi ve üreticisi olarak burada itirazlarımı sunuyorum, haykırıyorum!. Bu yazıve daha önce yayınlanması gereken eleştiriler ve itirazlar dır, maalesef bunu şimdi yapmak zorunda kalıyorum, çünkü son yıllardaki gelişmeler kabul edilecek tarzda değildir, aynı zamanda son gelişmeler de eklenmiştir. Şunu da belirteyim, aslında bu makale sizin umut bağlandığınız seçimden önce yayınlanması gerekirdi, ama ben sizin duygularınıza değer verdiğim için, geciktirdim.
 Bu yazı 2018 in ilk ayında yazıldığı halde maalesef en son ayında yayınlanıyor, bu bir gecikmedir ve burada size bir özür borçluyum!.

Kurdistan da durum çok ciddi ve vahim bir düzeydedir. Toplumun büyük çoğunluğu sindirilmiş ve son 10 yılda asimilasyon çok daha zarar verici durumlara gelmiştir. Son 5 yıldaki islam terör dalgasıyla ve ve onun işbirlikçi terorist, işgalci devletler Kurdistan da işgali çok daha yüksek ve yoğun bir işgale donüstürmüslerdir. Ona karşın maalesef gerek savaş alanında gerekse siyaset alanında gerektiği cevabı verememektedirler. Onun yanısıra, gerek siyaset alanında gerekse, hatta sivil alanda korkunç bir yozlaşma söz konusudur. Bu duruma özellikle (Aydin) kesimin bir cevabi olmalıdır!.

Kurdler diğer toplumlar gibi toplumsallaşma sürecini asırlar önce maalesef yapabilmiş değiller, günümüzde yaşadığımız sorunların çoğu da bu toplumsallaşma sürecinin gayet normal geçişleridir, yalnız bu süreçlerin orantılı bir durum teşkil etmesi gerekirken, Kurdistan da durum bundan çok uzaktır. Kurdler uluslararası bir sömürge olduğundan dolayı toplumsallaşma süreci maalesef 21’ci yüzyılın başlarına denk gelmiştir. Yirminciyüzlın başlarında dörde bölünen Kurdistan hemen hemen bir asır sonra toplumsallaşma sürecine girdi, bu bölünmüşlük gerek, sosyal-kültürel gerekse ekonomik ve psikolojik alanda çok trajik boyutlara ulaştı. Bu durum toplum nezdinde hatta patolojik, sendrom düzeyindedir. Çünkü, Kurd’ler sadece toprakları paylaşılmakla kalmadı, tarihine, diline, kültürüne de korkunç bir saldırı başladı, başta işgal devletler, ve yanlarında Almanya, İngiltere, Fransa olmak üzere, Kurd’e ait her şeyi yok etmeye asimile etmeye gittiler. Aslında Kurd’ lerin toplum psikologlarına ihtiyacı vardır, çünkü gerek siyaset, gerekse savaş alanında şuana kadarki pratik intihardan başka bir şey değildir, dolayısıyla toplumsallaşma süreci çok hastalıklıdır, yenilgiler kaçınılmazdır ama en çok trajik olan bu mücadele içerisinde çeteleşen, ağlaşan şeyhleşen, eski, hastalıklı kişilerin, gurupların kurumları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasıdır ve iktidarı ellerinde bulundurmalarının, mücadeleyi sekteye uğratan bu girişimler hastalıklıklıdır, bu da mücadelenin en çok acı veren boyutudur.

Bugün maalesef hem Kurdistanin genelinde hem de kuzeyinde siyaset tekerlekleri patlamış, atları sarhoş bir troyka yı oynuyor. Ülke genelinde PKK, YNK ve KDP olmak üzere Kurdistanın yurtseverlerinin bütün kazanımlarını ve mücadelesini sekteye uğratmaktadırlar. Bu her parçada ayrı bir karakter olmak üzere aslında hepsi birbirine benzer durumlar teşkil etmektedir. Güney Kurdistan ın Soran bölgesinde bir mafyalaşma, Barzan bölgesinde bir mafya/ feodallaşma yapı ve kuzey Kurdistan da yarı feodal yarı çete anlayışı sadece ve sadece Kurdlerin kan kaybetmesine neden olmaktadır.

Kurdistan şehirlerinde mücadele veren gençlerin Türkler tarafından katl edilmesi ve şehirlerinin yerle bir edilmesine, birileri! ( Kurdistan da onlarca katliam yapmış bir devletten) biz bunu ummazdık gibi bihaber açıklamalar yapmaktadır. Böyle açıklamaları kabul etmek ancak ve ancak şerefsizliktir. Afrin’in işgali üzerine gene bu kişiler çıkıp, Afrin yerine Şırnak’ı alırız gibi boş açıklamalarına devam etmektedirler. Sen kimin şehrini, kimin şehrine değişiyorsun? Bir diğer sözüm ona PKK liderlerinden biri kalkıp Kurdlere 2023 yılının demokratik cumhurriyettin özgürlük yılları olacağına dair nağmeler yağdırıyor!. Kurd’leri kurtardığını söyleyen bir Öcalan, doğduğu köye gidip toprağı öpen/yiyen kesime en ufak bir uyarıda bulunmamaktadır. Biz şeyhlerden kurtulma mücadelesi verirken, A Öcalan yeni bir şeyh olmuştur. Birileri çıkıp Kurdistan fikrini çok rahatça çöpe atabiliyor.

Kurdistan siyaseti, bir çete topluluğu durumunu almıştır, ve bu durum her parça da aynıdır. Kurdistan toplumunun, kültürü, dili, toprakları unutulmuş, bu durum bir takım gurupların güç mücadelesine dönüşmüştür.

25 yıldır Güney Kurdistan da en ufak bir hizmet, strateji kuramayan KDP ye İsmail Beşikçi yi bir kurtarıcı melek olarak sunmaya çalışmaktalar. Bu riyakarlıktan başka bir şey değildir.
 Türk devleti, Iran devleti, Irak devleti, Kurdistanın Güney’inde cirit atarken Nêçîrvan Barzanî denen kişi Kurdistanın taşını, toprağını satmak ile meşguldür. Türkiyenin bütün kirli oyunlarına rağmen bu kişide en ufak bir namus, bir siyaset kişiliği kendini gösterememektedir. Türkiye 1 şubat Hewler patlamasındaki rolü çok açıkken, Kerkûk ün işgalinde rolü çok açıkken, bu kişiliksiz ruh Türklerin altına yattıkça yatıyor... Tabiki bu durum çok gerilere gidiyor, onların Türkler ile olan ilişkileri ta Dr. Şivan’ı katledilişlerine kadar geri gider. Kuzey Kurdistan’da şehirler yerle bir edilirken, Rojhilat da, her gün gençler asılırken, Rojava,da ve Güneyde şehirler işgal edilirken, bu partilerin, kişilik(siz)lerin bu düzeyde siyaset yapma hakkı yoktur. Dünyanın değişik yerlerinde toplumun temel geliri üzerine planlar yapılırken, örneğin Alaska da, her vatandaş petrol gelirinden temel bir asgari gelir alır, ama Barzaniler ve Talabaniler Kürdistan petrolünü satmak ile yetinmiyorlar, düşmana işgal ettiriyorlar. Bu çetelerin gelecekte daha da iğrenç işler yapacaklarına hiç kimsenin şüphesi olmasın. PKK eleştirebilinir ve eleştirilmesi de gerekir, ama Güneydeki hakim güçler Kurd lere ve Kürdistan’a ihanet etmektedirler, Kurd leri katl etmektedirler. Bu arada, unutmadan şunu söyliyeyim, Kurd ler bu duruma baş kaldırması gerekir ve aydın lar buna on ayak olmak zorundadir. Maalesef Güney’de baş kaldıracak bir gençlik bile yoktur, ancak ve ancak Kuzey de bir başkaldırı olabilir ama şu ana kadar PKK bu durumu engellemektedir. PKK Kurd’ler adına birtakım çözüm masalarına oturmaktadır ama en yazıkki sonuçlarına baktığımızda yine köylü Kurd’lerin Türklerin yapısını ve kültürünü hiç de göze almadığı ortadadır, ve PKK bu oturumları yaparken PKK gibi düşünmeyen hiç bir Kurd’ e danışmamıştır. Bu temelde PKK eleştirilmeli ve bu yanlışlıkların önüne geçmek Kurd aydının namus borcudur.

Durum çok daha vahimdir. Bu yozlaşma sadece siyaset alanında değil sivil yaşamda aynı trajedi devam etmektedir. Örneğin Avrupadaki sivil, kültürel kurumlar bir takım kişilerin ve gurupların babalarının bakkaliyesi durumuna gelmiştir, bu durum Kurd Enstitüleri başta olmak üzere, durum bütün kurumlarda aynıdır. Kurd medyasının durumu içler acısıdır, birileri adeta düşmanlara çalışmaktadır. Diaspora denen şey Kurd’lerde yine köylülük düzeyindedir, Kurdistan’dan kaçmak zorunda kalan bir çok avukat, Avrupa şehirlerinde, kimisi su satarken, kimisi bakkaliyelerde çalışırken kimisi de bulaşık yıkamakla yaşamını idame etmeye çalışırken, Kurdistan’ın bütün kaçak çobanları! Kurdistan kurumlarının başındadır!. Birtakım kişiler ve guruplar Ismail Beşikçi gibi bir bilim adamını bile kendilerine bir pazarlık maddesi haline getirmişlerdir.

Birtakım Şivan Perwer gibi sazcılar çok kolaylıkla kalkıp Kurdistan gençlerinin kanı üzerinden siyaset yapma cesaretini gösterebiliyor. Bu kadar kurbana rağmen, birileri çıkıp 2023 demokratik cumhuriyet yılı olacak diye pislikler kusuyor. Sömürü asrı, beraberinde hasta bir toplum üretmiş, hasta bir toplumun sağlıklı bireyler, aydınlar çıkarması da o kadar zor olmuştur. Bu durum kendini ezilmiş kişiliğin özünde, yaşamın her alanında, bütün dışavurumlarında, günlük yaşamından siyasal, kültürel yaşamına kadar hakim kılmış bir durum teşkil etmektedir. İşgalcı güçler, Kurdistan daki işgali çok daha yüksek bir dereceye ulaştırmış ama buna karşın en ufak sağlıklı bir strateji geliştirilmemiştir. Birileri, kardeşlik, konfedarilizm gibi saçmalıkları uydururken, işgalci güçler Kurdistan da katliamları artırmış, asimilasyon politikalarını yenileştirmiştir. Kurd insanın ruhsal durumunun yanısıra onun tarihini, yurdunu doğal yapısını bozmuş ve tahrip etmiştir, etmeye devam ediyor. Kurdistan da, çevre sorunundan tutun da ahlaki sorunlara kadar bir çok iş dururken, legal siyaset yapan Ahmet Türk, Sırrı Sakık gibi, çeyrek devletçi, çeyrek çete ve çeyrek Kurd çü kişilikleri siyaset sahnesine hep tutmak istiyor. Bu durum devrimin ne kimligine ne de yapisina hic uymamaktadir. Legal siyaset yaptığını iddia eden HDP geleneği Kurdistan gerçekliğinden uzaktır. Bütün toplumlar geleceği çocuklar üzerinden kurarken, bu siyaset anlayışı, Kurdistan çocuklarını düşmanlara siper etmektedir. Yirminciyüzyılın işgalcileri, bizleri ilkokul çağından dövmeyle işe başlamışken, bugün asimilasyonu kreş yaşına indirmiştir, ama ne yazıkki Selahattin Demirtaş gibi sözüm ona liderler, Türkçeyle şiirler, şarkılar dizerek bu işgalci güçleri meşru kılmaktadırlar.

Örneğin Selahattin Demritaş durumu çok önemlidir. Selahattin Demirtaş kırk yıllık bir mücadelenin lideri olarak seçilmiştir ama baktığımızda liderlikten çok siyasetin bir Küçük Emrah rolünü üstlenmiştir! Kurdistanın yok sayılan, hor görülen dili, kültürü ve kimliğini haykıracağına, cezaevinden bir şeye benzemeyen Turkiye devletinin, Kurd ler üzerine farz kıldığı Türkçeyle öyküler, şiirler, şarkılar dizmektedir, ve malesef sözüm ona bu dilin, kültürün mücadelesini verdiğini iddia eden kesimler tarafından yüceltilmektedir. ( Birinci dünya savaşından çıkan Ispanya halkları, kendilerini diğer Avrupa halklarına karşın ezik hisediyordu). Yirminci yüzyılın önemli filozoflarından Jose Ortega Y Gasset, hem bir filozof hem de bir politikacı olarak toplumu bu durumdan kurtarmak için büyük mücadele vermiştir. Tabiki burada Ortega yi S Demritaş’ ile kıyaslamıyorum, sadece politik alanda aktif olduğu için belirtmek durumda kaliyorum. Ama maalesef S Demritaş kendi anasının güzel diliyle yazacağına, Türkçe yi seçiyor, bu durum da benim gibi bir çok insanın 90 yillardan beri Kurd dilinin, kültürünün yüksek bir düzeye ulaşması için uğraşı veren kesimde büyük yaralar açmaktadır. Ne yazik ki, bahsettiğim bu kesim, bütün varlığıyla Kurd diline sarılan ve çaba harcayan bu kesim de sessiz kalmaktadır, bu da işin farklı bir trajik durumudur. 
Son altı yıldır ben aydınları, belki bir araya toplar ve bu duruma müdahele eder umuduyla mücadele ettim, ama ne yazik ki, Kurdlerin, veya bu sürecin aydınsız olduğunu da görmekteyiz, tabi bu çok trajik bir durumdur. Maalesef bugün Kurdistan’ın yazar, çizerleri ( Bunlar ‘aydın’ sayılırmı bilmem! ) ya Barzanî,, ya Talabanî ya da Öcalan’dan tavır koymaktalar, tabii bunlar aydın olamaz. Ben burada bireysel tepkimi ve uyarımı yapmazsam, yaşam benim için çekilmez bir durum teşkil edecektir! Kürdistan’ın içinde olduğu durum benim vicdanım üzerinde korkunç bir etki yapmaktadır ve ben bunu günlük yaşamımda kaldıramıyorum. Onun için bu yazı Kurdistan’in yozlaşan siyasetine bir tepki ve uyarıdır. Tabiki her bireyin bu eleştirileri doğru algılamasını umuyorum, yapılan gerek siyasal, gerekse silahlı mücadelenin yanlış olduğunu ve zararı en aza indirgemek için başka yöntemlerin kullanması gerektiğine inanıyorum. 


Bu toplumsallasma sürecinde, Kurdler, ( Özellikle partileri, sözüm ona ileri gelenleri) özellikle Kurd dili ve kültürü alanında korkunç bir tablo çizmektedirler. Bu son altı yılda, özellikle mücadele içerisinde verilen kayıp sayısı çok daha trajik bir durum teşkil etmektedir. Son altı yılda, Kurdistanin genç kızları, kadınları pazarlarda satılmış, tecavüz edilmiş, yerleri, yurtları yağmalanmış, şehirleri işgal edilmiş ve en önemlisi olan da yüzbin den fazla genç, terörist devletler ve çeteleri tarafından öldürülmüştür. Kurdistan da tarih ve doğa yok edilmektedir. Egemen güçler, Kurdistan’a Uyguristan, Turkmenistan, Kazakistan, gibi Orta Asyada dan Kurdistana topluluklar yerleştirmektedir. Bu konuda hiç kimse çıkıp Kürdistan’ı işgal eden be Kürdistan toprakları üzerinde hak iddia eden bu çakallara gereken cevabı veremiyor. Maalesef bu süreç zarfı içerisinde en küçük bir kazanım da söz konusu değildir. Kurd insanı psikolojik bir trajediyi yaşıyor ve bu gidişe maalesef müdahale edememektedir. Bir tek kazanım; Bugün Rojava mücadelesiyle beraber, Kurdistan’in dünyanın bir çok ülkesinden şehidi vardır ama ne yazık ki, bu ölümlerden sorumlu olan siyasi partiler PKK, HDP, PDK, YNK, başta olmak üzere sorumluluklarını üstlenmedikleri gibi maalesef bu durumu heba etmektedirler. Yalnız, her ne kadar bu diyalektik hatta doğal sayılabilecek toplumsallaşma süreci bir etken olarak karşımızda duruyorsa da, günümüz, 21 yüzyıl itibariyle durumu yeniden elle almak ve hedefe ulaşmak için sağlıklı stratejiler geliştirmek bir zorunluluktur. Burada yapılması gereken ise gerilla güçlerini yeniden düzenlemek ve orantılı olmayan bu savaşa gerektiği gibi cevap vermek olacaktır. Mücadele verdiğini söyleyen kesimler ne savaş sanatını, ne de siyaset sanatını en ufak biçimiyle anlamış değillerdir. Mücadele, yaşanılan gerçekliğin diyalektiğine göre yapılması gerekirken, birileri çıkıp bizlere hikayeler anlatmaktadır. 



Bu temelde ben birey olarak, şuanki duruma tavır koyuyorum, ve dilerim bu tavrı aydın insanlar tasvip eder destek sunarlar. Yıllardır bir aydın girişimi başlatmak ve bir takım itirazlarda bulunmak, hatta olaylara müdahele etmek gibi bir zorunluluk ortada olduğu halde maalesef o aydin grubunu oluşturmak imkansız gibi görünmektedir. Benzer durumlar işgale uğramış bir çok ülkede tarih bize göstermiştir, ne yazik ki Kurdlerde bu durum çok daha trajiktir, çünkü Kurdler dilsiz bırakılmıştır ve bu dil i, kültürü koruması gereken kurumlar bu duruma en çok vuran kesim olmuştur, bu da Kurd’lerin ve Kurdistanin sorununu çok daha zorlaştırmış ve bizim gibi bu konuda mücadele veren kesimlerin işini çok daha çetrefilli bir duruma getirmektedir. Üyesi ve üreticisi olduğum 90 lı yılların nesli olarak, malesef bu durumu çok büyük acılar içerisinde seyretmek ve hayal kırıklılığına uğratmaktayız. Bizim nesil, bir diğer isimle ( Jiyana Rewşen ) nesli 90 yıllardan bugüne kadar önemli bir mücadele verdik ve şu anda çok iyi şair, öykücü, romancı çıkardığımıza rağmen malesef mücadele tarafından bu değerlere en ufak bir değer biçilmiyor. Bugün bu kesim Kurd PEN’i etrafında bir kuruma dönüşmüştür ama ne yazikki bu topluluk sezsizdir. Bir önemli olan da, maalesef bu neslin üyeleride sessizliklerini utanmazca sürdürmektedirler, sizler de şunu çok iyi bilin, sesinizi çıkarmazsanız, bir dahaki yazımda hepinizi bir bir anacağım ki tarihin sizi yazması için vesile olayım!.



Birşeylerin değişmesi gerekir ve çok acil bir değişim. Savaşın diyalektik kurallarına uygun bir biçimde yenilenmesi gerekir, bunu derken, en eski ve günümüzde de geçerli olan savaş kanunlarını uygulamak gerekir. 

Kurdistan daki, şu an itibarıyla sosyal, kültürel, dinsel değişim, çok da umut veren bir durum değildir, istediğiniz kadar savaşı iyi yönettiğinizi, galip geleceğinizi söyleyin ama durum hiç de sağlıklı görünmüyor.
Siyasal islam, Kurdistan da günden güne güçleniyor. Kurdisntan da, özellikle 90 yıllardan sonra geliştirilen devlet yandaşlığı, koruculuk sistemi, çok farklı boyutlara varmış durumdadır, hatta artık toplumda liderlik rolüne soyunmuşlardır, oysa, adli olarak, bunlar suçlar yapan topluluklardır, tecavüz etmiş, sivil Kurdleri öldürmüş, çalmıştır, bunlar savaş suçlularıdır. Bu konuda, gerek legal alanda mücadele veren gerekse silahlı mücadele veren güçler bu konuda en ufak bir stratejiye sahip değildir. Oysa bu kesime karşı en radikal önlemler alınması gerekir.

Savaşı, siyaseti bilmediğiniz gibi, aleyhinize bir takım gelişmeler olduğunda hemen suçu başkalarına atıyorsunuz. Son altı yılda, gerek pratik olarak savaş alanında gerekse politik alanda, yaptığınız ne savaştır ne de siyaset!. Dış güçler ile kurduğun ilişki, köylere gelen turisler ile kurulan köylü çocukların ilişkisidir, bunun içindir önce Kerkûk sonra da Afrîn î işgal ettirdin. Eğer savaşı, siyaseti, bilmiyorsan, üstesinden gelemiyorsan mevzileri başkasına bırakacaksın, ve herkes şunu çok iyi bilsin ki, hiç bir parti yada aile Kurdistan topraklari üzerinde hak iddia edemez. Şunu da belirtmek istiyorum, ey savaşan Kurdistan gençliği ve şehid aileleri, İnan’ın bütün dürüstlüğüm ile, mücadelenizi, acılarınızı iliklerime kadar hissediyorum...


Abdullah Öcalan’ın konferdarilizm saçmalığını red ediyor ve yargılıyorum.
- A. Ocalanin, eşme’midir deşme’midir, keşme’midir ( ne anlamına geldiğini de bilmiyorum ya) red ediyor ve yargılıyorum.
- A. Öcalan’ın köyüne gidip toprağı öpen toplulukları ve buna sezsiz kalan Öcalanı red ediyor ve yargılıyorum.
- Kurdistandaki savaşı yönetemeyen Qandîl deki adamları red ediyor ve yargılıyorum.
- Kurdistan’in taşını toprağını satmak ile meşgul olan Nêçîrvan Barzanî gibi ( Uday Hussein vari ) kişilikleri red ediyor ve yargılıyorum. Kurdistan fikrini çöpe atan kişi ve gurupları yargılıyor ve red ediyorum.
- Soran bölgesinde mafyalaşan gurupları red ediyor ve yargılıyorum.

- Şivan Perwer gibi sazcıların Kurdistan’in geçlerinin kanı üzerinden siyaset yapanları red ediyor ve yargılıyorum.
- Özellikle Avrupa’da Kurdistan kurumlarını babalarının bakkaliyesi durumuna getirdikleri kurumları yöneten, kişileri, gurupları red ediyor ve yargılıyorum.
- Avrupa’da yurtsever geçinen, ama dükkanlarına Türkçe isim veren, dükkanlarında Türkçe müzik çalan, Türkçe konuşan yurtseverleri! red ediyor ve yargılıyorum.
- Avrupa da Kürdistan’a giden ve milletvekili seçilen, toplumun yüzüne ben Türkçe bilmiyorum diye yalan söyleyip, sonra özel bir Türkçe ile yemin eden kişilikleri red ediyor be yargılıyorum.

E Neco
Ocak 2018

Yorumlar

Camêr E.Neco Beg,
min ev nivîsa te ya dûr û dirêj, ya ku te têde bi dilûcan rexneyên û pêşnîyarên xwe anîne ziman, pir rastin û girîngin. Alîyê din de jî hem psîkolojî û bêçreserîya te, him jî psîklojîya û bêçaresîya ku em hemu Kurd (çi rewşenbîr, çi partî, çi jî rêxistin û keseytîyên netewî) têdane tîne serziman.
Ez bixwe jî mîna te hîstikim, mîna te dilê minde ser rewşa Netewa Kurd de xwîn diherike, lê em jî bêçare lê dinêrin! ...berku gotinên ku tu tîne ser ziman, ew kêmasî û xwe nuhwe sazkirin û jîndekirina gelê me, bi gora sosyolojî û diylektîkê ancax ser iflaz û ruxandina şaşîyên ku partî û rêxistin nuha têdane, bên afirandin...
Silav û Rêz

Sayin Neco,
yukarida yazdiginiz düsüncenize harfiyen katiliyor ve Size teserkkür ediyorum.
Malesef bizim "Aydinlarimiz" yani kendini aydinlatanlarimiz, Kürdistan fikrinden cok, onun bunun müritligini yapiyorlar.
Kendisini Kürd basini diye lanse eden basin ve yayin kurumlarimiz, birer parti gazetesi gibi calisiyorlar.
Kürdistan basini, tüm Kürdleri kapsayici,bir yol izlemiyor.
Bu avaziniz icin Size tesekkür ediyor, düsüncelerinizin devamini diliyorum...
Sala Weye nuh ji dil u can pirozdikim u ji me hemniyan ra "Kurdistan`ek azad u serbixwe dixazim...
Serkeftin....

Neco bol keseden atmış. Günaydın! Bu güne kadar nerdeydi bu arkadaşız? Bayağı da cesaretidir! Şaştım vallahi.

Dogrudur kurd aydinlari sayin neconun cizgisine gelmelidirler yoksa akan sehid kanina yazik

Cok güzel tarihi bir analiz ......saygilarimla....yorulmadan devam.....

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News

Güncel

Türk devleti, sekiz yıllık avaşın sonunda başa sardı. Suriye ve Rojava işgalin sonuna geldi. İki arada bir derede kalmışlığın çıkmazı, siyasi, ekonomik, krizi derinleştirdi.