ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürdlerin düşünsel yapısı bir fırsatı daha heba etmeyi kaldıramaz - Hüseyin Akıncı

 

 

68 kuşağının özgürlüklere yönelik nefesleri 1977-78 döneminde Türkiye ve Kürdistan genciğini de serinletmişti. Bahsi geçen bu serinlemenin özüne, aslından mahrum diğer bazı mayaların karışımıyla Kürt gençliğinin sadece sol yanının kıpırdamasına yaramıştı. Kürt halkının evrensel değerlerden kaynaklanan ulusal hak taleplerinin ulusal özgünlüklerin duvarını bir çırpıda atlayarak bölgesel ve daha ötesi olan dünyayı değiştirme ütopyasına yönelmişti bir anda. Kürt halkının kendi ulusal hakkaniyetleriyle depolanmış ulusal duyguların bu şekliyle boşaltılmasına çalışılması sonucu, Kürt gençliği kendi ulusal özgünlüklerin yabancısı olmakla kalmıyordu, aynı zamanda da kendi geçmişinin düşmanı da olabiliyordu ve oluyordu maalesef. Kim bilir belki de günümüzde baş gösteren talihsiz belirtilerin “özünde nasıl başlarsan öyle gider böyle de biter” misalindeki sebep yatıyordur.

Dünyayı özgürlüklerin elde edilmesi gerekliliğiyle sarsan 68 esintisinin yarattığı olağan fırsatın nasıl da heba edildiği bu gün ya da dün itibariyle nasıl da anlaşılmış oluyorsa, Arap baharı adıyla birlikte esen değişimin esintileriyle beraber global sermayenin Ortadoğu’yu değiştirmeye yönelen girişimlerin yarattığı fırsatların bir yarım asır ötesinde bekleyen dün ve yarının sil baştan heba edilen fırsatların kaçırtılmak istendiği gerçeği bu günden beli oluyor yeterince.

Demek oluyor ki dün itibariyle Kürt halkının ulusal hakkaniyetleriyle canlanan ulusal duygular nasıl da birileri tarafından pompalanan paradigmalarla dünyayı değiştirme arzularına kurban edilmişse, bugün itibarıyla de bölgesel kurtuluşların arzusuna kurban edilmek üzere olduğu bu günden sonraki yarının sürecinde hep birlikte tartışacağız bence.

Bir halkın var olduğunu gösteren tüm göstergelerin ayaklar altına almakla yetinilmemiş, aynı zamanda yok edilmesi için inanılması güç kaba kuvvetlere de maruz bırakılan bağlayıcı değerlerimizin milliyetçilik duyguları dahi aşındırılmıştır.

Kürt halkının beyin hücrelerine musallat edilen virüs gibi, baş edilmesi mümkün olmayan bir veba hastalığı olarak yerleştirmeye çalışanın bir öbürü değil de bizden biri olduğu kavranılmadıkça, bu halkın hakkaniyetlerinden kaynaklanan ulusal duygular aşındırılarak bir başkasının bahçesinde bahçıvanlık yapmaya devam edilmeye zorlanacağı muhakkaktır. Zira hep birlikte biliyor ve hatırlıyoruz ki, Kürt siyasal hareketin dünden bu güne ezilen Kürt halkının milliyetçiliğini Kürt toplumuna öcü gibi gösteren zatı-ı muhteremlerin ne yapmak istediklerini Kürd toplumu bilmelidir.

Günümüzün dünyasında açıklık politikası temel evrensel değerlerden sayılmaktadır. Kürd halkından açıklığı esirgeyen, şeffaflığı ''hasap vermeyin zamanı değil'' diyerek öteliyen Kürd siyasal hareketi en başta baltayı kendi ayağına vuruyor.  

Biz bölgemizde bir şeylerin aşılmadığına ve Kürd toplumunun, çağımızın düzeyinde demokratik erdemlerden yararlanmayı engellen düşünsel gücü bilme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Kürtlerin lehine esen rüzgarların yönünü değiştirmek isteyen tuzağın ne olduğunu Kürt halkı bilmek zorundadır artık.

Değil bölgesel çerçevede, dünyanın tüm halklarıyla birlikte yaşama güzelliğini inkar eden ya da içtenlikle özümsemeyen bir mantığı kabullenmek ebetteki imkansız. Ama gel gelelim ki, her Allahın gününde Kürdün kellesini darağaçlarında teşhir eden Acem devletinin öldürme içgüdüsü tam gaz devam ederken, Kürdün tüm değerlerine, tüm varlığına tecavüze yönelen bedevi Arap barbarlıkları Kürd’ün tepesine çullanmaktan hiç ama hiç duraklama göstermezken, 2013 sürecinde dahi on milyonlarca nüfusa sahip Kürt halkının kendi anadiliyle konuşmasını bile '' kıyamet kopacak'' sebebine bağlayan Türkün daha güçlü biçimde devletleşme arzusu Osmanlıya dönüş hayaliyle daha da şahlanmışken, Kürtlerin kendi kaderini tayin etmek olarak tanımladığımız evrensel haklarının Kürtlerin eliyle ve diliyle tehlikeli gösterilmesinin anlaşılmaz anlamının çözülmesi ve anlaşılması gerekiyor.

Milliyet ve millet olarak var olmanın temeli olan evrensel değerler beyannamesinde de yer alan ''halkların kaderlerinin tayin hakkı'' hakkının Kürdlerin eliyle ve diliyle öteleştirilmeye çalışılması anlaşılır gibi değil .

Ezilen Ulus olmaktan kaynaklı öne çıkan milliyetçiliğin dar bir bakışla , ''ulusçuluğun'' modası geçmiş ve yeni dünya düzeni içinde aşılması gereken bir kavram olduğunu ileri sürmek ve Ulus kavramında inat etmeyi intihar sayan değerlendirmeler, özgür dünyanın içinde Kürt halkına bir alan açabilir mi ?. Kürt halkını yeni bir oyalama sürecine hazırlamak ne Kürt halkının yararınadır, nede Kürt halkını kendi boyunduruğunda tutmaya çalışan halkların yararınadır. Kaldı ki bu tür argümanların kalıcı sorunu ötelemekten başka da bir anlamı yoktur
 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News